Emsiz nedir, Emsiz ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Beceriksiz.

Dertsiz, kedersiz, vurdumduymaz, savsak.

Beceriksiz, güçsüz, işe yaramaz: Çok emsiz bir kadındır.

Teknik terim anlamı:

Beceriksiz.

Emsiz anlamı, kısaca tanımı

Vurdumduymaz : Anladığı hâlde anlamamış gibi davranan, umursamaz, aldırmaz, aldırışsız, duygusuz, duvar yüzlü

Beceriksiz : Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz.

Kedersiz : Acısız, üzüntüsüz.

Dertsiz : Derdi olmayan.

Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.

Savsak : İhmalkâr.

Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

Yarama : Yaramak işi.

Güçsüz : Gücü olmayan, âciz.

Savsa : 1.Evecenlik, telaş. 2.Kuruntu. Çürümeye yüz tutmuş, çok olgun (meyve için). Başıboş, serseri. İvecenlik, tezlik. Coşku.

Keder : Acı, üzüntü, dert, sıkıntı, ızdırap, tasa.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

 

Bece : Ocak. Pencere, tavan penceresi, dumanın çıkması ve evin ışık alması için toprak damlarda açılan delik. Arı oğulu.

Kede : Şiş karınlı, sarı yüzlü, hasta çocuk.

Dert : Üzüntü. Ağrı. Hastalık. Ur. Sorun, kaygı.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

İşe : Fidan. Şey.

Diğer dillerde Emsal bedeli anlamı nedir?

İngilizce'de Emsal bedeli ne demek ? : precedent value