Enounced türkçesi Enounced nedir

  • Beyan edilmiş.
  • Söylenmiş.
  • Açıkça belirtmek.
  • Bildirilmiş.
  • İfade etmek.
  • Telaffuz edilmiş.
  • Resmen ilan edilmiş.
  • Öne sürmek.

Enounced ile ilgili cümleler

English: He renounced smoking and drinking.
Turkish: O, sigara ve içki içmekten vazgeçti.

English: Federalist leaders denounced Jefferson's policy.
Turkish: Federalist liderler Jefferson'ın politikasını kınadı.

English: I can't believe he renounced his U.S. citizenship.
Turkish: Ben onun ABD vatandaşlığından vazgeçtiğine inanamıyorum.

English: As a practitioner of craniosacral therapy, Ali is often denounced as a charlatan.
Turkish: Ali bir bedensel denge terapisi uygulayıcısı olarak, sık sık şarlatanlıkla suçlandı.

English: Ali publicly denounced the war.
Turkish: Ali herkesin önünde savaşı kınadı.

Enounced ingilizcede ne demek, Enounced nerede nasıl kullanılır?

Denounced : Kınamak. İlan etmek. Şiddetle aleyhinde bulunmak. Geçersizliğini duyurmak. Suçlamak. İhbar etmek. (anlaşma vb'nin) bittiğini haber vermek. Ele vermek. Kötü yönlerini açığa vurmak. Kehanette bulunmak.

Renounced : Feragat etmek (bir haktan). Terketmek. Feragat etmek. Vazgeçmek (bir imtiyazdan). Tanımamak. Reddetmek. Başka renk kağıt oynamak. Vazgeçmek (bir iddiadan). Vazgeçmek. Bırakmak.

 

Renounced claims : Batkın ile alacaklıları arasında yapılan sözleşme ya da uzlaşma yolu ile alınmasından vazgeçilen alacakların borçlulara ilişkin yazılıklarda özel bir sayışıma alınması ve bu sayışımın kapsamı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla kapatılamazsa bunların kar sayışımına aktarılması. Vazgeçilen alacaklar.

Renounced debts : Batkın ile alacaklıları arasında yapılan sözleşme ya da uzlaşma yolu ile alınmasından vazgeçilen alacakların borçlulara ilişkin yazılıklarda özel bir sayışıma alınması ve bu sayışımın kapsamı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla kapatılamazsa bunların kar sayışımına aktarılması. Vazgeçilen alacaklar.

Enounce : Söylemek. Beyan etmek. Resmen ilan etmek. İfade etmek. Öne sürmek. Açıkça belirtmek. Bildirmek.

Denounces : Kötü yönlerini açığa vurmak. (anlaşma vb'nin) bittiğini haber vermek. İfşa etmek. Suçlamak. Geçersizliğini duyurmak. Aleyhinde olmak. Ele vermek. Şiddetle aleyhinde bulunmak. Kehanette bulunmak. İlan etmek.

Renouncement : Vazgeçme. Terketme. Feragat etme. Terk etme. Sarfınazar etme. Terk.

Denounce : Kaldırılacağını duyurmak (anlaşmanın). Kınamak. Kötü yönlerini açığa vurmak. Alenen suçlamak. İhbar etmek. İfşa etmek. Kehanette bulunmak. Geçersizliğini duyurmak. (anlaşma vb'nin) bittiğini haber vermek. Ele vermek.

Denouncement : Fesih. Suçlama. Kehanet. İptal duyurusu. İptal. İfşa. İhbar etme. İhbar. Jurnalcılık. Sona erme.

Denouncers : İhbar eden. Jurnalcı. İhbarcı. Muhbir.

İngilizce Enounced Türkçe anlamı, Enounced eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Enounced ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brand : Yaftalanmak. Bir mal, hizmet ya da kurumu tanıtmaya ve benzerlerinden ayırmaya yarayan tescil edilmiş özel ad, kısaltma veya işaret. Derin etki bırakmak. Damga. Sarmalaç üzerine malın özelliğini göstermek amacıyla ve kızgın bir demirle vurulan im. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Damga vurmak. Damgalamak. Dağlamak. Lekelemek.

Enouncing : Anons. Beyan etme.

Asserts : İleri sürmek (emin bir şekilde). İleri sürmek. Savunmak (hak). Savlamak. Savunmak. Açıklamak. İddia etmek. Söylemek. Teyit etmek.

Exert : Kullanmak. Sarfetmek (gayret). Sarf etmek. Kullanmak (güç). Ortaya koymak. Güç sarfetmek. Uygulamak. Harcamak. Uğraşmak.

Come up with : Etkilenmek. Bulmak. Yetişmek. Öndürmek. Düşünme. İleri sürmek. Önermek. Ulaşmak. Bulmak (fikir vb).

Objurgate : Azarlamak. Paylamak.

Enounce : Söylemek. Resmen ilan etmek. Bildirmek. Beyan etmek.

Breathes : Solumak. Nefes alıp vermek. Nefes almak. Hohlamak. Soluk alıp vermek. Fısıldamak. Teneffüs etmek. Esmek. Soluk almak. Yaşamak.

Hold forth : Yüksekten atmak. Önermek. İleri sürmek. Lafı iyice uzatmak. Nutuk çekmek. Uzun uzadıya konuşmak. Nutuk atmak. Nutuk söylemek. Teklif etmek.

Saids : Yazılı. Söz konusu. Denilen. Bahsedilen. Dedi. Adı geçen. Bahse konu. Söylenen. Yazan.

Enounced synonyms : bring forward, criticise, fulminate, stigmatize, conceive, connotes, pin down, breathed, assert, termed, specify, declare oneself for something, advance, reprobate, breathe, asserting, conceives, excoriate, said, imparted, enounces, apprised of, told, label, rail, amounting, criticize, issued, notified, averring, connote, specifies, couch.

Enounced zıt anlamlı kelimeler, Enounced kelime anlamı

Praise : Şükran. Methetmek. Övme. Övmek. Övgüyle söz etmek. (allah'a) hamdetmek. Methiye. Gururunu okşamak. Şükretmek. Tesenna.

Take office : Göreve gelmek. Resmi olarak göreve başlamak. Görev almak. Göreve başlamak.