Extreme türkçesi Extreme nedir

  • Ölçüsüz.
  • Çıkmaz.
  • Aşırı derece.
  • Uçdeğer.
  • Aşırı.
  • Ölçüsüzlük.
  • Son had.
  • Mutlak.
  • Kenar.
  • Olağanüstü.
  • Son.
  • En uç.
  • Son derece.
  • Sınır.
  • Uç noktada.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Kesin.
  • Şiddetli.

Extreme ile ilgili cümleler

English: Base jumping is an extreme sport.
Turkish: Yüksek bir yapıdan atlamak ekstrem bir spordur.

English: Ali is in extreme pain.
Turkish: Ali aşırı acı içinde.

English: Ali likes the extreme cold of Alaska.
Turkish: Ali Alaska'nın aşırı soğunu sever.

English: Ali likes extreme sports.
Turkish: Ali tehlikeli sporları sever.

English: Adrenaline junkies love taking extreme risks.
Turkish: Adrenalin tutkunları aşırı risk almaya bayılır.

Extreme ingilizcede ne demek, Extreme nerede nasıl kullanılır?

Extreme aperture : Alıcı ışık düzengecinin en son açılma noktası; yaklaşık olarak, açıklıkla aynıdır. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. En son açıklık.

Extreme bounds analysis : Uç sınırlar çözümlemesi. Eba.

Extreme case : Aşırı durum. Tipik olmayan bir örnek. Uç örnek. Olağanüstü bir örnek.

Extreme expression : Bir tutumun değişik konumlarını ya da dizillerini dile getiren anlatımlar içinde en aşırı olanı. bk. ılımlı sınar. Aşırıanlatım.

Extreme left : Aşırı sol.

 

Extreme values : Aşırı değerler. Ekstrem değerler. Limit değerler. Uç değerler.

Extreme point : Aşıt noktası. Bitiş noktası. Geçirimsiz perde. Ekstremum noktası. Ekstrem nokta. En-uç nokta.

Extreme value : Uç değer. Sınır değer.

Extreme unction : Ölmekte olan bir kimsenin vücuduna rahip tarafından kutsal bir yağın sürüldüğü katolik kilisesi ayini. Ölmekte olanın vücuduna kutsal yağ sürme ayini.

Extreme right : Aşırı sağ.

İngilizce Extreme Türkçe anlamı, Extreme eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extreme ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dimensionless : Ebatsız. Boyutları olmayan. Yükseklik genişlik ve derinliği olmayan. Boyutsuz.

Assertive : Kendinden emin. Kendine çok güvenen. Kendine güvenen. Hakkını savunan. İddiacı. Kendini hissettiren. Olumlu. Zorlayan. İddialı.

Intensiveness : Duygu kuvveti. Yoğunluk. Enerji. Aşırılık. Kuvvet. Derinlik. Aşırı derecede olma durumu. Güç.

Border line : Borderline. Kenarlık satırı. Kenarlık çizgisi. Sınır çizgisi. İki ülke arasındaki sınırı işaretleyen hat. Kenar çizgisi. Sınır hattı.

Accent char : Vurgu karakteri.

Breakneck : Çok hızlı. Tehlikeli. Aşırı (sürat). Son derece tehlikeli.

Classical : Eski dile ait. Klasik biçimde olan. Eski, bilinen ve nitelikli yapıt ya da yerleşmiş düşünce. Klasik. Mükemmel. Başal. Klas. Hümanist.

Intemperance : Sertlik. Taşkınlık. İfrat. İntemperans. İçkiye düşkünlük. Aşırılık.

Beyond measure : Sayılamayacak kadar çok. Haddinden fazla. Sonsuz. Aşırı derecede. Çok fazla. Hadsiz hesapsız. Hadden aşırı.

Extravagancy : İsraf. Taşkınlık. Hovardalık. Abartı. Müsriflik. Sefahat. Saçmalık. Çapkınlık. Savurganlık.

 

Extreme synonyms : deader, aftermath, butting, as large as life, ambit, bounds, abnormal, infallible, acuter, conclusory, border, dead end, edge, boisterous, afterbirths, fringe, all fired, bittering, intense, gormless, aftermaths, brows, borderlands, darned, exceeding, dire, as sure as fate, catastrophically, concluding, access mechanism, breathtaking, abort, burnings.

Extreme zıt anlamlı kelimeler, Extreme kelime anlamı

Mild : Ilıman. Ilıman (iklim). Ilımlı. Halim. Hafif. Yavaş. Küçük yumru. Ilık. Yumuşak. Kibar.

Moderate : Azalmak. Ilımlı kimse. Yatışmak. Makul kimse. Ilımlılaştırmak. Ilıman. Hafifletmek. Azaltmak. Başkanlık etmek. Ilımlı.

Extreme ingilizce tanımı, definition of Extreme

Extreme kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Farthest. At the widest limit. Utmost. That part which terminates a body. Most remote. Extremity. At the utmost point, edge, or border. The utmost point or verge. Outermost.