Fetiş nedir, Fetiş ne demek

Fetiş; bir toplum bilimi terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Marksist yaklaşımda tapılan nesne.

İngilizce'de Fetiş ne demek? Fetiş ingilizcesi nedir?:

fetish

Fetiş hakkında bilgiler

Fetiş, ilkel toplumlarda tapınılan ya da uğur getirdiğine, kişiyi koruduğuna inanılan nesne.

Bazı dinlerde, taş, bitki, hayvan vb. fetişlere tapmak biçiminde başlamıştır. Fetiş ve ilkel büyü bir arada olduğu için, büyücülere "fetişçiler" denirdi. Müslümanlık'tan önce Kabe'yi dolduran putlar birer fetişti. Günümüzde büyük çoğunluğu Afrika'da yaşayan ve sayıları giderek azalan fetişistlere rastlanmaktadır. Ayrıca kimi cansız eşyayı uğurlu sayma; düşmanlarını, balmumundan fetişleri ile büyüleme; kimi hayvan ve bitkilerin kutsallığına inanma insanların ilkellik dönemlerindeki fetişizmden kalma yargılardır.

Fetiş tanımı, anlamı:

Uğurlu : Uğuru olan, iyilik getirdiğine inanılan, kutlu, tekin, kademli, meymenetli, mübarek.

Biçim : Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Tarz.

Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.

Fetişist : Fetişizmi uygulayan kimse veya görüş. Fetişizme düşkün kimse.

Fetişizm : İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesnelere tapınma, tapıncakçılık, putperestlik. Karşı cinsin giysi vb. şeyleriyle cinsel coşku ve doygunluk sağlama.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Saplantılı : Saplantısı olan, sabit fikirli.

Cinsel : Cinsiyetle ilgili, cinsî, eşeysel, seksüel.

Coşku : Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan.

Cins : Tür, çeşit. Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan. Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu. Garip, tuhaf. Soy, kök, asıl.

Elbise : Giysi.

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

İlkel : Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif. Basit, karmaşık olmayan. Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz. İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif. Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad. Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif.

Put : Haç. Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş. Üç dört tel ipekten bükülmüş iplik.

Şey : Nesne, madde. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Fetişçilik : Marksist yaklaşımda; insanların bizzat kendi aralarındaki toplumsal ilişkinin, onların gözünde nesneler arasında var olan hayal ürünü bir ilişki biçimine dönüşmesi olup emek ürünleri meta olarak elde edilmeye başlanır başlanmaz, emek ürünlerine yapışan ve dolayısıyle de meta üretiminden ayrılmaz hale gelen şey.

Diğer dillerde Fetiş anlamı nedir?

İngilizce'de Fetiş ne demek? : [François-Joseph Fétis] n. fetish

Almanca'da Fetiş : n. Fetisch

Rusça'da Fetiş : n. идол (M), кумир (M), фетиш (M), амулет (M)