Focuses türkçesi Focuses nedir

  • Mihrak.
  • Fokus yapmak.
  • Bir noktada toplamak.
  • Odak noktası.
  • Odaklamak.
  • Odak ayarı yapmak.
  • Odaklanmak.
  • Odak.
  • Odağı ayarlamak.
  • Odağa getirmek.

Focuses ingilizcede ne demek, Focuses nerede nasıl kullanılır?

Focused : Üzerine odaklanılmış. Anlaşılır yapılmış. Merkezde toplanan. Konsantre olan (bir görev üzerinde, vb.). Odağa getirilmiş. Odaklanmış.

Focused his attention : Dikkatini odaklamış. Tüm varlığı ile konsantre olmuş. İlgisini yöneltmiş.

Focused interview : Görüşmelerde yol gösterici olmak üzere karşılıklı konuşmaların çerçevesini çizecek bir kılavuz kullanan ve kılavuza içerik kazandırdığı gibi görüşmelerin çevresinde odaklaştığı bir uyaranı gözleme sokan görüşme, bk. kılavuzlu görüşme. Bireye odaklı mülakat. Odaklaşmış görüşme. Robert merton tarafından geliştirilmiş ortak sorunları olan bireylerin kendilerini grupla birlikte açığa vurmalarını hedefleyen mülakat.

Focused on : - üzerine konsantre olmuş. - üzerine odaklanmış.

Focused releases : Belirli bir konuya odaklanmış sürümler.

Focus attention on : Aldırmak. Gözetlemek. Dikkat etmek. Dikkatini ve konsantrasyonunu - üzerine yöneltmek. Dikaktle bakmak.

Focus control : Odaklama kontrolü. Netlik ayarı. Odak ayarı.

Focusers : Odaklayıcı.

Refocused : Tekrar odaklamak. Yeniden üzerine eğilmek. Tekrar odaklanmak. Yeniden odaklanmak.

 

Unfocused : Odaklanmamış. Odaklanılmamış. Üzerine düşülmemiş. Bir amaç veya noktaya konsantre olmamış. Fokuslanmamış. Odağa ayarlanmamış (bir görüntü).

İngilizce Focuses Türkçe anlamı, Focuses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Focuses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Zoom in : Zum yapmak. Büyüt. Yaklaştırma. Optik yaklaştırma. Büyütmek. Alıcı yönetmenine, optik öne kaydırma yapması için verilen komut. Yakınlaştırmak. Mercek öne. Yaklaştırmak. Yakınlaştırma.

Foci : Dikkati toplayan şey. Focus'un çoğulu.

Focal point : Merkez noktası. Bir merceğin ya da yuvarsal aynanın asal ekseni üzerinde, çok uzakta bulunan bir kaynaktan bu eksene koşut olarak gelen ışınların, mercekten geçtikten ya da aynada yansıdıktan sonra, bu asal eksen üzerinde kırıldıkları ya da yansıdıkları nokta. Odaklama noktası. Küre içi biçiminde bir aynaya ya da dışbükey bir merceğe koşut olarak gelen ışınların yansıdıktan sonra toplandıkları nokta. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Merkez çekidi. İlgi merkezi.

Focus : Bilgisayar, fizik, uzay, sinema, televizyon, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Bir çekide toplamak. İlgi odağı. İlgi merkezi. Bir merceğin ya da yuvarsal aynanın asal ekseni üzerinde, çok uzakta bulunan bir kaynaktan bu eksene koşut olarak gelen ışınların, mercekten geçtikten ya da aynada yansıdıktan sonra, bu asal eksen üzerinde kırıldıkları ya da yansıdıkları nokta.

Take heed : Dikkat etmek. Dikkatli olmak.

 

Absorption : Emilim. Açık ekonomi makro modellerde planlanan yurtiçi harcamalar ile net dışsatımın toplamı. toplam harcamaların toplam gelirden büyük olması durumunda verilen dış ticaret açığı. krş. massetme yaklaşımı. Karşılama (masrafı). Biyoloji, fizik, kimya, uzay, iktisat, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Soğrulma. Emilme. Kendini verme. Bir özdeğin, bir ya da daha çok özdek, erke, kuvvet vb. özümleyerek başka biçim ya da türlere dönüştürmesi. bir ya da daha çok kuvvetin başka bir erke biçimine dönüşmesi. Yüze soğurma. Bir cismin yüzüne doğru gelişen ya da yüzeyce yapılan soğurma olayı.

Focus point : Bir merceğin odaklandığı nokta.

Focalise : Odaklanmış olmasına sebep olmak. Konsantre olmak. Bir yere toplamak. Küçük bir alana sınırlamak. Odak noktasına getirmek. Belirli bir bölgeye hapsetmek veya sınırlamak (ayrıca focalize).

Think : Saymak. Tahmin etmek. Hatırlamak. Anımsamak. Kurmak. Fikirleşmek. Zannetmek. Bellemek. Aklından geçirmek. Ummak.

Cogitate : Enine boyuna düşünmek. Bulmak. Düşünüp taşınmak. Ciddi olarak düşünmek. Kavram yaratmak. İyice düşünmek. Dikkatle düşünmek. Düşünmek. İcat etmek. Tasarlamak.

Focuses synonyms : cerebrate, recall, center, focalizing, focalised, soak up, engrossment, concentration, pore, engross, knuckle down, center upon, focussing, focalize, rivet, immerse, particularism, focalized, focalises, direction, focus on, absorb, focal points, centre, steep, centering, concentre, focusing, hear, focal spot, centers, concentrate, engulf.

Focuses zıt anlamlı kelimeler, Focuses kelime anlamı

Skew : Yamukluk. Eğri çarpık. Eğriltmek. Çarpıtmak. Eğiklik. Eğri yapmak. Çarpık. Eğri. Yan.

Blur : Hayal meyal. Bulanıklaştırmak. Bulanıklaşmak. Lekelemek. Net görülmeyen şey. Lekelenmek. Flu yapmak. Net görülmesini zorlaştırmak. Bulanmak.

Soften : Sindirmek. Yumuşamak. Kısmak. Zayıflatmak. Tatlılaştırmak. Tatlılaşmak. Yumuşatmak. Gevşemek. Gönlünü almak. Gevşetmek.