Forbad türkçesi Forbad nedir

  • Engel olmak.
  • Olanak vermemek.
  • Yasak etmek.
  • Menetmek.
  • Haram etmek.
  • Men etmek.
  • Memnu kılmak.
  • Yasaklamak.

Forbad ile ilgili cümleler

English: My parents forbade me to see Tom again.
Turkish: Ebeveynlerim Tom'la tekrar görüşmemi yasakladı.

Forbad ingilizcede ne demek, Forbad nerede nasıl kullanılır?

Forbade : Menetmek. Engel olmak. Olanak vermemek. Yasaklamak.

Forbear : Kaçınmak. Tahammül. Çekinmek. Kendini tutmak. Sakınmak. Ata. Ced. Sabretmek. Boş vermek. Sabırlı olmak.

Forbearance : Bir hak talebinin ertelenmesi. Hoşgörü. Sakınma. Kaçınma. Müsamaha. Tolerans. Tahammül. Borçluya ödeme için süre verilmesi. Sabır.

Forbearer : Kendi kendini kontrol etme çalışması yapan kimse. Kendini kısıtlayan kimse. Kendini sınırlandıran kimse.

Forbearers : Kendini kısıtlayan kimse. Kendini sınırlandıran kimse. Kendi kendini kontrol etme çalışması yapan kimse.

Forbes magazine : Forbes dergisi. Etkili amerikan ekonomi dergisi.

Forbid : Men etmek. Yasaklamak. Engel olmak. Haram etmek. Memnu kılmak. Menetmek. Yasak etmek. Olanak vermemek.

Forbiddance : Yasaklanma. Yasak. Yasaklama.

Forbes listing : Forbes listesi. Amerika birleşik devletleri'nde bulunan en büyük 500 kamu şirketinin listesi.

Forbears : Tahammül. Kaçınmak. Çekinmek. Sabretmek. Ata. Yapmamak (merhametten veya şefkatten dolayı). Vazgeçmek. Kendini tutmak. Boş vermek. Sakınmak.

 

İngilizce Forbad Türkçe anlamı, Forbad eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Forbad ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frontwards : Öne doğru. İleriye yönelik. İleriye doğru. Cepheye doğru. İleri yöne veya öne doğru.

Debarring : Mahrum etmek. Yoksun bırakmak.

Debar : Mahrum bırakmak. Yoksun bırakmak. Mahrum etmek.

Cumber : Sıkıntı vermek. Yük olmak. Sıkmak. Engellemek.

Bind : Sarmak. Savut bağlantısını kesmeden, karşı namluyu dışarda bırakacak ölçüde yana açarak uygulanan çapraz. Yapıştırmak. Bilgisayar, eskrim alanlarında kullanılır. Tutmak. Yasa gücü ile zorunlu kılmak. Usandırmak. Bağlamak. Raptetmek.

Frontward : İleriye yönelik. Cepheye doğru. Öne doğru. İleriye doğru. İleri yöne veya öne doğru.

Anathematize : Afaroz etmek. Lanetlemek. Aforoz etmek. Kiliseden aforoz etmek. Kınamak.

Incapacitate : Aciz bırakmak. Kudretsiz kılmak. Güçsüz duruma getirmek. Kudretsiz hale getirmek. Güçsüz kılmak. Güçsüz bırakmak. Yapamaz hale getirmek. İş yapamaz duruma getirmek. Alıkoymak.

Debarred : Mahrum etmek. Yoksun bırakılmış. Yoksun bırakmak. Mahrum edilmiş.

Averts : Meydan vermemek. Önlemek. Defetmek. Bertaraf etmek. Engellemek. Gidermek. Olmasını önlemek. Yön değiştirmek. Çevirmek.

Forbad synonyms : forrard, forrad, precludes, require, proscribes, veto, disallow, criminalise, balks, blanketed, clamp down on, exclude, clamp, balking, make impossible, censor, estops, command, debars, forbid, balk, blanket, call off, outlaw, anathematized, proscribe, constrain, baffle, forbade, prohibits, constrains, avert, enjoin.

 

Forbad zıt anlamlı kelimeler, Forbad kelime anlamı

Decriminalize : Bir şeyi yasal yapmak (örneğin, esrar). Decriminalise. Suç olmaktan çıkarmak. Yasallaştırmak.

Legalize : Kanunlaştırmak. Kanuni kılmak. Meşru kılmak. Yasal hale getirmek. Yasallaştırmak. İmza vb mahkemece tasdiki. Yasallık kazanmak. Onaylamak. Hukukileştirmek. Meşrulaştırmak.

Allow : İtiraf etmek. İzin vermek. Hesaba katmak. Saymak. Koyvermek. Sağlamak. Göz önüne almak. Ayırmak. Müsaade etmek. İndirim yapmak.

Forbad antonyms : decriminalise, permit, backward.