Fosfatidilinozitol nedir, Fosfatidilinozitol ne demek

Fosfatidilinozitol; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Hücre zarlarında ek grup olarak inozitol taşıyan bir fosfolipit; ökaryotik hücrelerde yüksek enerjili fosfat bağlanmasıyla ikincil haberci olarak görev yapan molekül.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Hücre zarında bulunan ve fosfatidik aside bağlı ek grup olarak inozitol taşıyan bir fosfolipit.

Fosfatidilinozitol tanımı, anlamı

Fosfat : Yapay gübre ve bazı ilaçların yapımında kullanılan fosforik asidin tuzu veya esteri

Fosfolipit : Gliserin ya da sfingozine bağlı olarak aynı ya da farklı tip yağ asidi yan zincirleri, fosforik asit ve buna bağlı kolin, serin, inozitol, etânolamin ya da gliserin taşıyan ve zarlarda bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit gurubu. Gliserol, sfingozin veya ilgili maddelerin omurgasını oluşturan fosfor içeren herhangi bir lipit. Gliserin veya sfingozine bağlı yağ asidi, yan zincirlerinde fosforik asit ve buna bağlı kolin, serin, inozitol, etanolamin veya gliserin taşıyan ve hücre zarlarında bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit grubu.

Hücre zarı : Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 A° kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbohidratlardan oluşan, lipitlerin genellikle fosfolipitler hâlinde çift tabaka oluşturdukları, sıvı mozaik zar modeline göre proteinlerin lipitlere birleşik ya da az veya çok gömülü oldukları, karbohidratların oligosakkarit zincirleri hâlinde bazı lipit ve bazı proteinlere bağlı bulundukları, hücrenin alt, üst ya da yan kısımlarında çeşitli özelleşmeler gösteren, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı. Organellerin etrafını çevreleyen zar ise mitokondri zarı, Golgi zarı gibi organellerin adıyla anılır. Plâzma zarı, sitoplâzmik zar, membran, biyomembran, biyolojik zar, plazmalemma. Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 ºA kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbonhidratlardan oluşan, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı, plazma zarı, plazmalemma. Hücreleri dıştan kesintisiz çevreleyen, metabolik olaylarda görev alan ve elektron mikroskobunda üç katman hâlinde gözlenen birim zar yapısında organellerden biri, plazma zarı, sitoplazmik zar, plazmalemma, birim zar.

 

Bağlanma : Bağlanmak işi veya durumu.

İnozitol : [Bakınız: kas şekeri]. Formülü C6H6(OH)6.2H2O olan, vitaminler ile grublandırılan , bezelye, fasulye ve etlerde fosforik asit esteri (fitin) şeklinde bulunan, suda çözünen beyaz kristaller halinde ,suda çözünen bir alkol.

İkincil : Sırada önem bakımından ikinci derecede olan, tali, sekunder.

Ökaryot : Zarla çevrili gerçek çekirdeği bulunan. Bitki, hayvan, mantar ve protozoon gibi çekirdeği etrafında zar bulunan, kromozomlar ve hücre içi organellerden meydana gelmiş bir hücreli veya çok hücreli bir organizma.

Taşıyan : Çek, ödek ve benzeri tecim belgitlerinden kendisine verilmiş ve aktarılmış bulunanların iyesi olan kişi.

 

Haberci : Haber getiren kimse, ulak. Karakulak. Bir durumun, bir olayın belirtisi. Muhbir, ihbar eden kimse. Bir haberi usulünce hazırlayan ve yayın organlarında yayımlayan kimse.

Molekül : Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim, madde. Bir bütünün en küçük parçası. Fiziksel kimyada bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı.

İkinci : İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen.

Bağlan : “Sev, sevdiğine bağlı kal” anlamında kullanılan bir isim “. Diyarbakır şehri, Kayacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Iğdır şehri, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Enerji : Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke. Manevi güç. Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Yapan : Ardıç ve gomalak ağacının, yatay büyüyen dalları.

Haber : Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık. İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi. Yüklem. Bilgi.

Görev : Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.

Diğer dillerde Fosfatidilinozitol anlamı nedir?

İngilizce'de Fosfatidilinozitol ne demek ? : phosphatidylinositol