Fosil nedir, Fosil ne demek
Fosil; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri, müstehase, taşıl

- Düşünce, yaşayış biçimi vb. bakımlardan çağın gerisinde kalmış kimse.
Biyoloji'deki anlamı:
Taş ya da kayaların içerisinde rastlanan taşlaşmış, canlı ya da canlı parçalan. Taşıl.
Kimya'daki anlamı:
Jeolojik oluşumlar arasında kalmış, tarih öncesi organizmalardan geri kalmış, kömür, petrol, iskelet izi gibi kalıntıların toplu adı.
Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:
Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları ve izleri, taşıl.
Zooloji alanındaki anlamı:
[Bakınız: taşıl]
İngilizce'de Fosil ne demek? Fosil ingilizcesi nedir?:
fossil
Osmanlıca Fosil ne demek? Fosil Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
müstehase
Fosil hakkında bilgiler
Fosil, havayla teması aniden kesildiği için korunabilmiş canlı kalıntılarına verilen genel addır. Kabuk, kemik, diş, tohum, yaprak gibi bazı kısımlar fosilleri oluşturur.
Türkiye'nin fosil stoğu açısından zengin olduğu tahmin edilmektedir. 2006 yılının Temmuz ayında Kırıkkale'de jeolojik kazı yapan Türk bilim insanları, tarihin en büyük memeli hayvanlarından olan gergedana ait 25 milyon yıllık fosiller bulmuşlardır. Kırıkkale'nin Delice ilçesi yakınında çalışan Maden Tetkik Arama (MTA), Paris Ulusal Doğa Tarihi Müzesi ve Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Jeoloji Bölümü uzmanlarından oluşan bir ekip, anne, baba ve altı aylık bir yavruya ait gergedan fosillerine ulaşmıştır.
Fosil ile ilgili Cümleler
- Ali bir fosil buldu.
- Ali fosillerle ilgileniyor.
- Fosil yakıt fiyatları tavana vurdu.
- Kıta fosil yakıtlarca zengindir.
- Fosil yakıtlar sonsuza kadar var olmayacak.
- O yaşayan bir fosil!
- Muhtemelen fosilleşmiş parçalar jura dönemi hayvanlarına aittir.
Fosil anlamı, kısaca tanımı:
Bilim : Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.
Kalıntı : Eski çağlardan kalmış şehir veya yapı, ören, harabe. Artıp kalan şey, bakiye. İz, işaret. Bir toplum, kültür, uygarlık vb.nden artakalan şey.
Fosilleşme : Fosilleşmek durumu, taşıllaşma.
Fosilleşmek : Düşünme gücünü yitirmek. Fosil durumuna gelmek, taşıllaşmak. Gerilemek, köhneleşmek.
Fosilli : İçinde fosil bulunan.
Geçmiş : Geçme işini yapmış. Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Arkada kalan hayat. Çürümeye yüz tutmuş. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi.
Zaman : Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Çağ, mevsim. Belirlenmiş olan an. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.
İlişkin : İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik.
Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
Kayaç : Yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle, külte, porfir.
Müstehase : Fosil.
Taşıl : Fosil.
Hava : Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Çevreyi kuşatan boşluk. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Gökyüzü. Keyif, âlem. Esinti. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Tarz, üslup. Çekicilik. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu.
Fosil bilimi : (Yun. palaios: eski) Fosillerle yeryüzündeki eski hayatın incelenmesi. Paleontoloji. Fosilleri inceleyen, yaşları ve anatomik yapıları hakkında fikir yürüten bilim dalı, paleontoloji.
Diğer dillerde Fosil anlamı nedir?
İngilizce'de Fosil ne demek? : [fósil] adj. fossil, of or pertaining to a fossil
n. fossil, prehistoric plant or animal remains which have been preserved in the Earth's crust
n. fossil, petrifaction
Fransızca'da Fosil : fossile [le]
Almanca'da Fosil : n. Fossil
adj. urzeitlich
Rusça'da Fosil : n. окаменелость (F), ископаемое (N)
adj. окаменелый, ископаемый

Bu kısımda Fosil nedir? Fosil ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Fosil tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Fosil hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.