Göğüs boşluğu punksiyonu nedir, Göğüs boşluğu punksiyonu ne demek

Göğüs boşluğu punksiyonu; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Transudat veya eksudat gibi sıvıları almak amacıyla uygun bir kanül veya trokarla göğüs boşluğuna girme, plörosentez, plörosentezis, torakosentez, torakosentezis.

Göğüs boşluğu punksiyonu kısaca anlamı, tanımı

Punksiyon : Karın boşluğu veya v. jugularis gibi boşluklardan sıvı veya biopsi alma amacıyla bu bölgeye ortası açık iğne ve benzerleri araçla girme işlemi

Göğüs : Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine. Bu bölümün içindeki organlar. Meme. Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı.

Göğüs boşluğu : Akciğerlerle kalbi içine alan akciğer zarının çevrelediği boşluk, göğüs kovuğu, göğüs çukuru.

Plörosentezis : Plörasentez.

Torakosentez : Göğüs duvarını delerek sıvı boşaltma.

Plörosentez : İğneyle göğüs boşluğuna girilerek sıvı çekme, plöra punksiyonu, plörasentezis.

Eksudat : Yangısal olaylarda damar çeperinden dışarıya veya çevre dokulara yayılan protein, hücre artığı ve bazen bakteri içeren, özgül ağırlığı yüksek, yangısal ödem sıvısı, yangı sıvısı.

Trokar : Bir kanül ve içinde kolayca oynatılabilen bir stileden ibaret olan, stilenin sivri olan ucu kanülü aşan ve sapları avuç içinde kavranılarak yumuşak dokuları delmeye, vücuttan sıvı boşaltmaya yarayan aygıt.

 

Kanül : Bir damar, kanal veya boşluğa girmek için kullanılan içi boş tüp.

Trans : Medyumların ruhla ilişki kurdukları zaman girdikleri özel hipnoz durumu. Kendinden geçme, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçme.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Girme : Girmek işi.

Almak : Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

Torak : Kömürleştirilecek ağaç veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet. Çökelek.

Alma : Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.

 

Uygu : [Bakınız: bağıntı]. Uyum, uygunluk.

Tora : Fidan. Duvarı korumak için üzerine kaplanan tahta : Marangoza duvarın foralarını yaptırıyorum. Süpürge sapı. Torba. Donanım; çitf çubuk. Kumaş parçalarından yapılan top. Ta orada. [Bakınız: doruk].

Gibi : -e benzer. İmişçesine, benzer biçimde. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. -e yakışır biçimde.

Diğer dillerde Göğüs boşluğu empiyemi anlamı nedir?

İngilizce'de Göğüs boşluğu empiyemi ne demek ? : thoracic empyema