Göze durganı nedir, Göze durganı ne demek

Göze durganı; Kimya alanında kullanılan bir sözcüktür.

Kimya'da terim anlamı:

Bir iletkenlik gözesinde, elektrotlar arasındaki uzaklığın elektrotların yüzey alanına oranı.

Göze durganı kısaca anlamı, tanımı

Durgan : [Bakınız: değişmez]. Belli bir yorumda bir tek anlam kazanan im ya da imce

Göze : Hücre. Su kaynağı.

İletkenlik gözesi : Sıvılaşmış bir katının ya da bir çözeltinin iletkenliğinin ölçümünde kullanılan iki üşekli gözecik.

Yüzey alanı : Genellikle toz şeklinde olan ve her türlü gözenek v.s. gibi düzensizlikleri içeren katı malzemelerin toplam yüzey alanı. Karbon siyahı gibi yüzey alanı büyük maddelerin fiziksel ve kimyasal olaylardaki aktiflikleri fazladır.

İletkenlik : İletken olma durumu.

Elektrot : Bir elektrolitin içine daldırılan, artısına anot, eksisine katot denilen iki iletken çubuktan her biri.

Elektro : Elektrokardiyografi. Elektrikle ilgili.

İletken : Akım, ısı, ses vb.ni geçiren (madde), nâkil, yalıtkan karşıtı. Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere aktaran (madde, şey).

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II).

Alanı : Şeftali, kayısı, armut gibi meyvaların ceviz ve şeker karıştırılıp ipe dizilen ve güneşte kurutulan ezmesi.

Elek : Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç.

 

Uzak : Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı. Yakın olmayan yer. Eli, gücü ya da hükmü yetişmez. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. İhtimali az olan. Arada çok zaman bulunan.

Alan : Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

Oran : Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet, rasyo. İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp. İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Göze durganı anlamı nedir?

İngilizce'de Göze durganı ne demek ? : cell constant