Galıntı nedir, Galıntı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Öğütülmüş bulgurun kalburdan geçmesiyle kalan kepek ve bulgur parçaları.

Evlenmemiş kız.

Galıntı anlamı, tanımı

Galın : Aygıt. Evlenecek erkeğin kız tarafına verdiği para. Kalın. Zengin. Kalın, başlık

Evlenme : Evlenmek işi, izdivaç.

Bulgur : Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday. Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar, ebebulguru.

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Kalbur : Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek.

Bulgu : Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey. Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Kepek : Un elendikten sonra, elek üstünde kalan kabuk kırıntıları. Bazı deri hastalıklarında deriden dökülen parçacıklar. Başın derisinde oluşan küçük, beyaz pulcuklar.

 

Kalan : Kalma işini yapan. Artan, mütebaki. Bir çıkarmanın sonucu. Bölme işleminde bölünenden artan sayı.

Geçme : Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.

Kepe : Ceket. Keçi derisinden yapılmış kolsuz yağmurluk. Gömlek. Eski keçe parçası, paçavra. Cübbe. Zayıf. Kötü, fena.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Evle : Öğle. Öğle vakti. Öğle, öğleyin.

Kala : Kaldığında.

Öğüt : Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat.

Kız : Dişi çocuk. Üzerinde kadın resmi bulunan iskambil kâğıdı. Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözü.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Galerkin yöntemi anlamı nedir?

İngilizce'de Galerkin yöntemi ne demek ? : galerkin's method