Ganırtmaç nedir, Ganırtmaç ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yeniden dikip filizlendirmek için ağaçtan koparılan dal.

Uydurma söz.

Kaldıraç: Bir ganırtmaç getir de şu çiviyi sök.

Ganırtmaç kısaca anlamı, tanımı

Ganı : Sıkıntı, üzüntü: Komşu, ganı çekme hastanız iyi olur. Kağnı. Galiba. Kağnı: Bizim gânının tekeri eski. Kağnı arabası

Ganırtma : Aklına geleni yapan kişi.

Filizlendirmek : Filizlenme işini yaptırmak.

Filizlendirme : Filizlendirmek işi.

Kaldıraç : Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk, manivela.

Yeniden : Gene, yine, bir daha, tekrar.

Uydurma : Uydurmak işi. Yeni bir biçim verilmiş. Gerçek dışı, uydurulmuş olan, yalan, sahte, asılsız, düzme. Şişirme haber.

Filiz : Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.

Fili : Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.

Çivi : İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.

 

Kopa : Ot ya da saman yığını, küme. Küpes.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Diki : Biraz, bir parça, azıcık. Çalımlı(kimse). [Bakınız: dıkı]. Tane: Üç diki şeker ver. Et parçası. Kemikli ya da kemiksiz pişmiş et, kavurma. Etli ufak kemik parçası. Pamuk ipliği. İplik.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Uydu : Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen, peyk. İşlerini ve davranışlarını daha güçlü birinin isteğine uyduran (devlet, kurum, kimse). Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genel olarak kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde dolanan araç.

Yeni : Kullanılmamış veya az kullanılmış olan, eski karşıtı. Tanınmayan, bilinmeyen. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan. Biraz önce, çok zaman geçmeden. Daha öncekilerden farklı olan. Eskisinin yerine gelen. En son edinilen. İşe henüz başlamış. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan.

Sök : Bezemlerin sökülmesi için verilen komut.

Söz : Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük.

 

Diğer dillerde Gangster filmi anlamı nedir?

İngilizce'de Gangster filmi ne demek ? : gangster film