Getting used to türkçesi Getting used to nedir

Getting used to ile ilgili cümleler

English: He's getting used to that situation.
Turkish: O, o duruma alışıyor.

English: Ali is getting used to the way things are here.
Turkish: Ali işlerin burada olma tarzına alışıyor.

English: He's getting used to the situation.
Turkish: O, duruma alışıyor.

English: At first he had trouble getting used to his new house.
Turkish: O, başlangıçta yeni evine alışmakta sorun yaşadı.

English: Ali is just getting used to this.
Turkish: Ali sadece buna alışıyor.

Getting used to ingilizcede ne demek, Getting used to nerede nasıl kullanılır?

Getting : Edinme. Temin.

Used : Alışkın. Kullanılmış. Kullanma. Elden düşme. Eski. Kullanılan. Alışık.

To : Karşı. Ye. Kala. İle. E doğru. Ya. İla. Oranla. Arasında. -mek -mak (mastar).

Used to : Ederdi. Alışkın. Alışık. Yapardı. Öğür.

As it used to be : Çok önceden olduğu gibi. Eskiden de olduğu gibi. Önceden de olduğu gibi. Bir zamanlar olduğu gibi. Eskiden olduğu gibi.

Be used to doing : Alışık olmak.

Got used to : Alışmak.

Get used to it : Buna alış.

Be used to : Alışkın olmak. Alışmak. Alışmış bulunmak. Alışık. Alışık olmak.

İngilizce Getting used to Türkçe anlamı, Getting used to eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Getting used to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abidden : Dayanmak. Beklemek. Katlanmak. Sadık kalmak. İkamet etmek. Durmak. Baki kalmak. Çekmek. Sadık kalmak (vaade veya karara).

Abide by : Tutmak. -e göre davranmak. Razı olmak. (sözünü) tutmak. Katlanmak. Kararından dönmemek. İtaat etmek. Sadık kalmak. -e uymak.

Acclimation : Aklimasyon. Ortama alıştırma. İntibak ettirme. Bir yerin iklim koşullarına alışma veya alıştırma, aklimasyon. Bir canlının yeni bir ortama alışması süreci. İklime alışma. İklimuyum. İntibak etme. Alıştırma.

Abided : Kurala uymak. Katlanmak. Sadık kalmak. Sadik kalmak. Beklemek. Baki kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Çekmek. İkamet etmek. Kalmak.

Be adapted : Adapte edilmek. Uyarlanmak. İntibak etmek.

Accommodated : Alıştırmak. Uydurmak. Uyum sağlamak. Uzlaştırmak. Kalacak yer sağlamak. Sağlamak. Yerleştirmek. Bağdaştırmak.

Addiction : Bağımlılık. Alışkanlık. Tutku. İllet. Tutkunluk. Düşkünlük. Hastalık. Tiryakilik.

Acceded : Tahta çıkmak. Yönetime geçmek. Yerine getirmek. Razı olmak. Katılmak. İş başına gelmek. Yanaşmak. Kabul etmek. İktidara gelmek.

Accommodate : Kalacak yer sağlamak. Bağdaştırmak. Birbirine uydurmak. Yerleştirmek. Barındırmak. -e yardım etmek. Sağlamak. Uydurmak. Telif etmek. Kalacak yer vermek.

 

Habituations : Tanıtma. Ülfet. Ünsiyet. Alıştırma. Bir kimseyi bir şeye alıştırma eylemi. Alışkanlık. Habituasyon. İtiyat.

Getting used to synonyms : acceding, acclimates, abideth, acclimatize, inurements, adjusts, accommodate oneself, accustom oneself, accords, acclimate, settle, inurement, wonting, accorded, familiarising, accede, acclimated, accommodates, acclimatise, adjustments, adjustment, familiarizing, abide, orientation, adaptation, adapt, acclimatizing, abides, acclimatising, adapts, adjust, acclimatized, adapt oneself.