Gicimik dutmak nedir, Gicimik dutmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sıkıntılı bir şekilde kıpırdamak, sabırsızlanmak.

Gicimik dutmak anlamı, tanımı

Dutma : Uşak, yanaşma, hizmetçi. Sığırtmaç. Yamak, yanaşma, hizmetkar. Hizmetçi, işçi, uşak

Dutmak : Tutmak (bk. tutmak). Bekletmek, bakmak. Tutmak, yakalamak. Bir iş yapmak için para karşılığında anlaşmak. Rahatsız etmek, zehirlemek. Tutmak. Sabit kılmak. Farzetmek. Yapmak, amel etmek. Saklamak, muhafaza etmek, gizlemek. İstilâ etmek, zaptetmek, kaplamak. Bir hayvan çiftleştiği erkekten yavruya yüklü kalmak. Kapamak, seddetmek. Elde etmek, iltizam etmek, ihtiyar etmek. Alıkoymak, gitmeğe bırakmamak; mâni olmak. 1. Kullanmak. 1. Saymak, addetmek, kabul etmek. 1. Karşısına koymak.

Gici : Öfke, kin. Sığırları ısıran bir çeşit sinek, büvelek. Uyuz hastalığı. [Bakınız: gicik].

Gicimik : Uyuz hastalığı. Düşkünlük, dadanma: Hüseyin işrete gicimik oldu. hlk. Uyuz hastalığı.

Sabırsızlanmak : Sabırlı davranmamak, sabır göstermemek.

Sabırsızlanma : Sabırsızlanmak işi.

Kıpırdamak : Kımıldamak, sürekli ve hafifçe oynamak, kıpırdanmak.

Kıpırdama : Kıpırdamak işi.

Sıkıntılı : Sıkıntısı olan. Sıkıntı veren, çileli, kasvetli, meşakkatli, mukassi.

Sabırsız : Sabır göstermeyen, sabrı olmayan. Aceleci.

Sıkıntı : İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.

 

Kıpır : Yavaş.

Sabır : Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç. Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme.

Şekil : Biçim. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi. Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim. Anlatım biçimi.

Sabı : Bir yaşından küçük çocuk, bebek. Sahibi, karşılığı sağbısı.

Sıkı : Dar. Güçlü ve çabuk, hızlı. Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Zorlu, güçlü ve etkili. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlayıcı durum. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Sıkıca, iyice.

Kıpı : Şaka, eğlence, alay. Saban boyunduruğunun ortasında bulunan iki kazık.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Gibrat dağılımı anlamı nedir?

İngilizce'de Gibrat dağılımı ne demek ? : gibrat distribution