Give an opportunity türkçesi Give an opportunity nedir

  • Fırsat vermek.
  • Meydan vermek.
  • Şans tanımak.
  • Olanak tanımak.
  • Fırsat sunmak.
  • Fırsat tanımak.

Give an opportunity ingilizcede ne demek, Give an opportunity nerede nasıl kullanılır?

Give : Armağan etmek. Eğilmek. Bel vermek. Gitmek. Dogruluğunu kabullenmek. Vermek. Koparmak. Esnemek. Doğruluğunu kabullenmek. Uçlanmak.

An : Bir. Anabatik rüzgar. Sesli harf ile başlayan kelimelerin başında kullanılan belirsiz tanımlık. Bir (ünlülerden önce). (herhangi) bir.

Opportunity : Münasebet. Şans. Olanak. Elverişli durum. Uygun durum. Meydan. Elverişli zaman. Fırsat. İmkan. Vesile.

Give an account of : Açıklamak durumunda kalmak. Hesabını vermek. Hesap vermek.

Give an account of oneself : Yaptığının hesabını vermek. Kendisi hakkında hesap vermek. Nerede ne yaptığını anlatmak.

Give an ear : Kulak vermek. İlgilenmek. Dikkatlice dinlemek. Kulak asmak.

Give an example : Örnek verdi. Numune sağladı. Misal vermek. Misal verdi.

Give an assurance : Söz vermek. Teminat vermek.

Give an idea : Fikir vermek.

Give an ear to : Kulak vermek.

İngilizce Give an opportunity Türkçe anlamı, Give an opportunity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give an opportunity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Give occasion to : Sebep olmak veya meydan vermek. Neden olmak. -e sebebiyet vermek. Yol açmak.

 

Causes : Neden olmak. Sebep olmak. Doğurmak. Yol açmak. Esbap. Yol açar. Nedenler. Sebepler.

Cause : Sebebiyet vermek. Sebep. Sebep olmak. Neden olmak. -e neden olmak. Doğurmak. Sebeb. İlke. Sebep vermek.

Lets : İzin vermek. Bırakmak. Kiraya vermek. Dirmek. Ses çıkarmamak. Kiraya verilmek. Dürmek. İhale etmek. Vermek.

The cause : Sebep vermek. Yol açmak. Tanrı. Tüm hayatların kaynağı. Sebep olmak. Sebep. Sebebiyet vermek. Doğurmak. Neden.

Admit : Almak. Girmesine izin vermek. İçeri almak. İçeriye almak. İçeriye bırakmak. Kabul etmek. Teslim etmek. İtiraf etmek.

Facilitated : Kolaylaştırılmış. Kolaylaştırılan. Kolaylaştırmak. Hafifletmek. Rahatlatmak.

Give somebody a show : İmkan tanımak.

Make possible : Olanak sağlamak. Olası kılmak. Olası hale getirmek. Mümkün kılmak. Olanak vermek. Olanaklandırmak.

Give a chance : Şans vermek.

Give an opportunity synonyms : allow for, allowing for, allow of, facilitates, let, take a chance on, admit of, admits, caused, taken a chance on, give a break, call forth, facilitating, took a chance on, enables, admitting of, give place to, enable, facilitate.