Gliserofosfolipit nedir, Gliserofosfolipit ne demek

Gliserofosfolipit; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Gliserine bağlı iki yağ asidi, bir fosforik asit ve yan zincirlerinde fosforik aside bağlı kolin, serin, inozitol, etanolamin veya gliserin taşıyan ve hücre zarlarında bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit grubu, fosfogliserit.

Gliserofosfolipit anlamı, tanımı

Fosfogliserit : Gliserofosfolipit

Fosforik asit : Fosfor, hidrojen ve oksijenden oluşan, suda kolay çözünen, 42 °C'de eriyen, gübre, sabun, deterjan yapımında ve eczacılıkta kullanılan, kristal yapılı, sıvı durumda, renksiz bir asit (H3PO4).

Etanolamin : Serin aminoasidinin dekarboksilasyonuyla oluşan ve fosfolipit üretiminde kullanılan biyolojik amin, 2-aminoetanol, monoetanolamin. Hücre zarlarındaki fosfatidil etanolaminin yapısında bulunan küçük hidrofil bir molekül.

Yan zincir : Amino asitlerde, -C, -COOH ve -NH2 grupları dışında alfa karbonuna bağlanan ve çeşitli amino asitlerin meydana gelmesini sağlayan kimyasal gruplar. Karbon atomlarından oluşan uzun bir zincir veya bir halkadan dallanan, 2 ya da fazla atomlu, genellikle karbon atomlarından oluşan grup.

Yağ asidi : Genel formülü R-COOH olan uzun organik asit. Hidrokarbon zincirleri doymuş ya da doymamış olabilen, hücrenin yakıt deposu olan, depo lipitlerinin ve hücre zarlarındaki lipitlerin yapısına giren kimyasal maddeler. Bir alkil veya alkenil grubuna -COOH grubu bağlanınca oluşan bileşiklerin genel adı. Hidrokarbon zincirleri doymuş veya doymamış olabilen, sadece karbon, hidrojen ve oksijen elementlerini içeren, gliserin ile birleşerek yağları oluşturan genel formülü R-COOH olan organik asit.

 

Amfipatik : Bir molekülün yapısında hem hidrofobik hem de hidrofilik grubun bulunması. Protein ve lipitler de amfipatik özellik gösterebilir. Bir molekülün yapısında suyu seven ve sevmeyen grupların bir arada bulunması.

Gliserin : Yağlı maddelerden, sabunlaştırma yoluyla çıkarılan, renksiz, tatlı şurup kıvamındaki sıvı (CH2 OH-CHOH-CH2 OH).

İnozitol : [Bakınız: kas şekeri]. Formülü C6H6(OH)6.2H2O olan, vitaminler ile grublandırılan , bezelye, fasulye ve etlerde fosforik asit esteri (fitin) şeklinde bulunan, suda çözünen beyaz kristaller halinde ,suda çözünen bir alkol.

Zincirle : Resim seçiciye, bir kaynaktan gelen resmi, başka bir kaynaktan gelen resme zincirlemesi için verilen komut. (Zincirleme yapılacak ikinci kaynağın sayısı belirtilerek "ikiye zincirle!, dörde zincirle!..." biçiminde söylenir).

Taşıyan : Çek, ödek ve benzeri tecim belgitlerinden kendisine verilmiş ve aktarılmış bulunanların iyesi olan kişi.

Zincir : Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ. Altın ya da gümüşten yapılmış takı. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi.

Etanol : Alkol.

Fosfor : Atom numarası 15, atom ağırlığı 30,97, yoğunluğu 1,83 olan, yarı saydam, bal mumu kıvamında, karanlıkta ışıldayan, sarımsak kokulu, zehirli bir element (simgesi P).

 

Kolin : Bir zar fosfolipiti olan fosfatidilkolinde ve B vitamin kompleksinde bulunan, bir nörotransmitter olan asetilkolinin, asetillenmemiş hâli. Hayvansal ve bitkisel hücrelerde serbest durumda veya hücre zarlarındaki fosfatidilkolin, sfingomiyelinin ve bir nörotransmitter olan asetilkolinin yapısında bağlı olarak bulunan, hidroskopik, renksiz ve suda kolay çözünen, yapışkan, vücutta yağın kullanımını artıran, B kompleks vitaminlerden biri.

Serin : Az soğuk, ılık ile soğuk arası. Hoşa giden, hafif bir soğukluk veren.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Lipit : Hayvan ve bitki dokularının eter, benzen, kloroform vb. yağ çözücülerinde eriyen bölümü.

Aside : Un, et ve bamya ile yapılmış olan bir Arap yemeği.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

Asit : Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik, hamız.

Diğer dillerde Gliserofosfolipit anlamı nedir?

İngilizce'de Gliserofosfolipit ne demek ? : glycerophospholipid