Go without saying türkçesi Go without saying nedir

  • Anlaşılır olmak.
  • Aşikar olmak.
  • Söylemeye lüzum olmamak.
  • Belli olmak.

Go without saying ile ilgili cümleler

English: Doesn't that go without saying?
Turkish: Söylemeye gerek yok mu?

English: I couldn't let Tom go without saying goodbye.
Turkish: Vedalaşmadan Tom'un gitmesine izin veremedim.

Go without saying ingilizcede ne demek, Go without saying nerede nasıl kullanılır?

Go : Bahse girmek. İş görmek. Söylenmek. Olmak. Girmek. Uymak. Yapılmak. Yok olmak. Erişmek. Canlılık.

Without : Onsuz. -meksizin. Meksizin. Dış. -meden. Haricen. Hariç. Medikçe. O olmadan. Dıştan.

Saying : Diye. Söyleme. Darbımesel. Tabir. Özlü söz. Söz. Söyleyiş. Atasözü. Özdeyiş. Deyiş.

Go without : Onsuz yapabilmek. -den mahrum kalmak. Bırakmak. Olmadan devam etmek. Yoksun olmak. Mahrum olmak. Vazgeçmek. -sız idare etmek. Olmadan idare etmek. -siz yapabilmek.

Do it yourself or go without : Kendi işini kendin gör. Ya kendin yap ya da vazgeç.

It goes without saying : Tabii ki. Besbelli. Şunu söylemeden edemiyeceğim. Şunu söylemekte fayda var. Gayet açık. Söylemeye gerek yok ki. Söylemeye gerek yok. Gayet açık ki. Şunu söylemeye gerek bile yok.

İngilizce Go without saying Türkçe anlamı, Go without saying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Go without saying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Be understood : Anlaşılmak.

Become clear : Aydınlanmak. Berraklaşmak. Tebarüz etmek. Belirmek. Belirginleşmek. Netlik kazanmak. Durulmak. Anlaşılır bir hal almak.

Showed : Kendini göstermek. Sergilemek. Sergilenmiş. Sahnelenmiş. Belli etmek. Dışa vurmak. Dışa vurulmuş. İbraz edilmiş. Gösterilmiş. Öğretmek.

Be understanding : Anlaşılmak. Halden anlamak. Anlayışlı olmak.

Appears : Ortaya çıkmak. Belirmek. Benzemek. Gözükmek. Görünmek. Gibi gelmek. Anlaşılmak.

Shine out : Parlamak. Öne çıkmak. Aydınlık saçmak. Neşe saçmak.

Clarify : Aydınlatmak. Açıklanmak. Açıklamak. Arıtmak. Aydınlanmak. Açıklık getirmek.

Show up : Boy göstermek. Gözükmek. Göstermek. Gelivermek. Ortaya çıkarmak. Gözler önüne sermek. Çıkagelmek. Ortaya çıkmak. Sırıtmak.

Appear : Boy göstermek. Vücuda gelmek. Anlaşılmak. Gelmek. Benzemek. Ortaya çıkmak. Görünmek. Gibi gelmek. Var olmak.

Show : Sirkin kendini tanıtması için kısa gösterilerle yaptığı sergileme. Görülmeğe değer herhangi bir şey. bir filmin, bir televizyon yayınının ortaya çıkardığı durum. Görünç. Sergi. Belirtmek. Açıklamak delalet etmek. İbraz etmek. Teşhir. Meydana çıkarmak.

Go without saying synonyms : come home, be clear, be evident, be graphic, shown, adding up, become visible, come into focus, add up, jell, make sense, came home, appeared.