Grow on türkçesi Grow on nedir

  • Sevilmeye başlamak.
  • Alışılmak.
  • Sarmak.

Grow on ile ilgili cümleler

English: Apples grow on trees.
Turkish: Elmalar ağaçlarda büyür.

English: Don't waste wood. It doesn't grow on trees.
Turkish: Ahşabı israf etmeyin. O, ağaçlarda yetişmez.

English: Lemons grow on lemon trees and oranges on orange trees.
Turkish: Limonlar limon ağaçlarında ve portakallar portakal ağaçlarında büyürler.

English: Leaves grow on branches.
Turkish: Yapraklar dallarda büyür.

English: Lots of low trees grow on the hill.
Turkish: Tepede bir sürü bodur ağaçlar büyümektedir.

Grow on ingilizcede ne demek, Grow on nerede nasıl kullanılır?

Grow : Gelişmek. Dönüşmek. Bitmek. Artmak. Büyütmek. Uzatmak. Leşmek. Yetiştirmek. Büyümek. Lenmek.

On : Esnasında. Üstünde. Olmakta olan. De. Hazır. Üzerinde. Yönünde. Açık. Giyilmiş. İle.

Grow a beard : Sakal bırakmak.

Grow away from : Uzaklaşmak. İle ilişkileri azalmak. (arkadaş vb) ayrılmak. Arası açılmak. Büyüyüp sığmamak. İlişkisi bozulmak. Yakınlığını azaltmak. Soğumak. Bağları kopmak. Ayrı yaşamak.

Grow into : Alışmak (bir işe). Haline gelmek. Zamanla büyüyüp bir giysinin ölçülerine uymak. Olmak.

Grow old : Yıpranmak. Eskimek. Kartlaşmak. Saçı başı ağarmak. Kocamak. Farımak. Yaşlanmak. İhtiyarlamak. Kocalmak.

 

İngilizce Grow on Türkçe anlamı, Grow on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grow on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Batch : Bir pişimde pişirilenler. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Parça. Türküm. Bir defada alınan miktar. Komşu. Bir fırın ekmek. Yığın. Boş film yapımında, aynı işlemden geçerek bir kezde gerçekleştirilmiş duyarkatlı yüzey. (aynı yapraktan çıkan boş filmler aynı duyarkat sayısıyla belirlenir).

Brood : Üzerinde dolaşmak (bela vb). Damızlık. Derin derin düşünmek. Kötü düşünmek. Kuluçka. Tek bir doğum ya da bir grup yumurtadan çıkan yavru; ergin tarafından bakılan genç hayvan. inkübasyon. İki eli şakaklarında düşünmek. Düşünceye dalmak.

Begird : Kuşatmak. Çevrelemek. Çevirmek. Etrafını çevirmek.

Besets : Sıkıştırmak. Dört bir yandan saldırmak. Sıkıntı vermek. Rahat bırakmamak. Etrafını sarmak. Kuşatmak. Rahat vermemek. Etrafını çevirmek.

Belt : İklim kuşağı. Kemer takmak. Kuşakla bağlamak. Kemer. Kuşak. Bilgisayar, madencilik alanlarında kullanılır. Yumruk indirmek. Kemerle dövmek. Kayış.

Bandage : Bağ. Bandaj. Dolamak. Bağlamak. Sargı sarmak. Sargı. Yarayı sarmak. Sargı bezi.

Bundle : Bohça. Paldır küldür yollamak. Bağ. Sokuşturmak. Paket. Tomar. Yığın. Kundaklamak. Bohçalamak. Çıkın.

Binds : Donmak (beton). Sargılamak. Tutturmak. Ciltlemek. Usandırmak. Bağlamak. Engel olmak. Tutmak.

Beset : Kuşatmak. Rahat bırakmamak. Sıkıştırmak. Etrafını sarmak. Dört bir yandan saldırmak. Rahat vermemek. Sıkıntı vermek. Etrafını çevirmek.

Bandaged : Sarılı. Bağlamak. Sargılı. Bandajlı. Bandajlamak.

Grow on synonyms : appeal, bind, bundling, bandages, brood over, begirt.