Harama nedir, Harama ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Duvarı sağlamlaştırmak için taşların arasına konulan direk, hatıl.

Tencere.

Teknik terim anlamı:

harame : Ayakkabı altındaki dikiş yolu. (Ankara) harame : (Bor Niğde).

Harama ile ilgili Cümleler

  • “Eli ne vakit harama uzandı?”
  • Harama uçkur çözmek istemiyorum.
  • Harama uçkur çözer miyim?

Harama ile ilgili Atasözü veya Deyim

eli harama uzanmak : dini bakımdan yasaklanmış bir işe yönelmek.

harama uçkur çözmek : nikâhsız olarak cinsel ilişkide bulunmak.

Harama anlamı, kısaca tanımı

Hara : Atların yetiştirildiği ve bakımlarının yapıldığı, hayvanların rahatça hareket etmelerini sağlayan alanların bulunduğu tesis. Hare

Haram : Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı. Yasak.

Haramaki : Dikiş açmak için kullanılan ince tel araç. (Ankara).

Sağlamlaştırmak : Sağlam bir duruma getirmek, pekiştirmek.

Sağlamlaştırma : Sağlamlaştırmak işi.

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Tencere : İçinde yemek pişirilen, kapaklı, genellikle metal kap.

Ayakkab : Ayakkabı.

Altında : Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.

Sağlam : Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil. Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli. Gerçek, inanılır bir temeli olan. (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak. Zarar görmemiş, bozulmamış. Güvenilir.

 

Ankara : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri, Türkiye'nin başkenti.

Niğde : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Hatıl : Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek için yatay olarak boydan boya yerleştirilen ahşap, tuğla veya beton bağlama ögesi.

Direk : Ağaçtan veya demirden yapılmış olan uzun ve kalın destek. Sütun. Değerli, saygın, önde gelen kimse.

Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.

Duvar : Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel.

Dikiş : Dikme işi. Dikilecek şey. Dikilen yer. Giysi üzerinde gözle görülen dikilmiş iplik yolu. Giysi dikme işi, terzilik.

Diki : Biraz, bir parça, azıcık. Çalımlı(kimse). [Bakınız: dıkı]. Tane: Üç diki şeker ver. Et parçası. Kemikli ya da kemiksiz pişmiş et, kavurma. Etli ufak kemik parçası. Pamuk ipliği. İplik.

Diğer dillerde Haraç arazisi anlamı nedir?

İngilizce'de Haraç arazisi ne demek ? : tribute land