Has odalılar nedir, Has odalılar ne demek

Has odalılar; Tarih alanında kullanılan bir kelimedir.

Tarih terimi olarak anlamı:

Hasodabaşının buyruğu altında, sayıları 30-40 olup içlerinde silahtar, çuhadar, rikabdar, tülbent gulamı, miftah gulamı gibi önemli görevlilerin de bulunduğu; başlıca görevleri kutsal hırka dairesinin temizliğine bakmak, mübarek günlerde öd ağacı yakıp gülsuyu serpmek ve Kur'an okumak olan, türlü hizmetlerini yerine getirdikleri padişahın saray içindeki en yakınlarından oluşan örgüt.

Has odalılar anlamı, kısaca tanımı

Has oda : Misafir odası - has oduya : has odaya, misafir odasına

Has : Özgü. Başmaklık. Hükümdara özgü olan. İyi nitelikleri kendinde toplamış olan (kimse). Katışıksız, en iyi cinsten, saf.

Odalı : Herhangi bir sayıda odası olan. Topkapı Sarayı'nda oturan saray adamları.

Mübarek gün : Dinî bakımdan özelliği ve önemi olan gün.

Hasodabaşı : Has-oda görevlilerinin en eskisi olup törenlerde padişahın giysilerini giydirip çıkarmakla, padişah nereye giderse yanında bulunmakla görevli kişi.

Öd ağacı : Dulaptal otugillerden, tropik bölgelerde yetişen, dinî törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren, odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç, öd (II) (Aquilaria agallocha).

Silahtar : Osmanlılar döneminde padişah, sadrazam, vezir ve benzerleri devlet büyüklerinin silahlarına bakan ve koruyan kimse. Kayseri şehrinde, Felâhiye ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Görevli : Görevi olan, vazifeli. Resmî görevi olan kimse, memur.

Altında : Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.

Mübarek : Kutlu, kutsal. Kızılan, şaşılan (kimse ya da şey). Çok saygı duyulan. Verimli, bereketli. Uğurlu. Beğenilen, sevilen şeyler için söylenen bir söz.

Çuhadar : Osmanlı Devleti'nde padişahın hizmetinde bulunan sarayın büyük memurlarından her biri. Sarayın haseki odasındaki en yüksek dört ağadan, başlıca görevleri törenlerde atla padişahın ardından giderek yağmurluğunu taşımak, halka para dağıtmak; padişahın kaftan ve börklerine bakmak, bulunmadığı zaman silahtara vekillik etmek olan üçüncüsünün sanı. Vezir ve öteki büyük orun sahiplerinin konak dışı işlerini yapan görevliler. Resmi dairelerde ayak hizmeti gören çuha giysili kimseler.

Sayılar : Varlıkların miktarını, tane olarak hesabını bildiren kelimeler. Sayılar soyut sayıları bildirdiklerinde ve ad görevi yüklendiklerinde bağımsız olarak kullanılırlar: Kırk beş dokuza bölünür. İki kere iki dörttür. Üçe dördü eklersen yedi olur. Kalemlerden ikişer tane sana, ikişer tane kardeşine aldım. Birinci grup gitsin, ikinci grup gelsin. Üçler, yediler, kırklar ve benzerleri Sayı türleri, nesnelerin sayılış sırasını, parçalarını bildirme, bölük bölük gösterme gibi anlam inceliklerine sahiptirler: beşinci sınıf, ikişer kalem, iki-üç saat vb. Sayı ile gösterilen değerler. Üremin sayışımında gün toplamı üremi sayışılacak para (belgit tutarı) ile yargılanarak bulunan sayı. Oyuncular arasındaki sayı durumu.

 

Padişah : Osmanlı Devleti'nde devlet başkanına verilen unvan, hükümdar, sultan.

Tülbent : İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez. Bu bezden yapılmış başörtüsü.

Serpmek : Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek, saçmak. Belli bir yere dağılacak biçimde dökmek. Vermek, saçmak. Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak, serpiştirmek.

Başlıca : En önemli, başta gelen.

Padişa : Hükümdar, bk. padişah.

Miftah : Anahtar.

Serpme : Serpmek işi. Koni biçiminde, ucuna bir sıra kurşun dizilmiş balık ağı, serpme ağ, tepeden inme. Serpilmiş durumda olan.

Hasoda : Enderun'da içoğlanlara ayrılan altı oda ya da koğuştan birincisi ve en önemlisi.

Diğer dillerde Has kefal anlamı nedir?

İngilizce'de Has kefal ne demek ? : striped mullet