Havari nedir, Havari ne demek

Havari; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Yardımcı.
  • Bağlı olduğu önderinin düşünce ve inançlarını yayan kimse.
  • Hz. İsa'nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevlendirdiği on iki yardımcısından her biri

Tarih'teki anlamı:

İnanç ve öğütlerini yaymak için İsa Peygamberin görevlendirdiği 12 kişiden her biri.

İngilizce'de Havari ne demek? Havari ingilizcesi nedir?:

apostle

Havari hakkında bilgiler

Havârî (Yunanca: Απόστολος, Apostolos - Elçi), İsa'nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevlendirdiği mürid ve öğrencilerinden her biri. Havari sözcüğü ile çoğunlukla "İsa'nın 12 Havarisi" kastedilmekle birlikte, kavram İsa'nın Hıristiyanlığı yaymaya çalışan bazı diğer öğrencileri için de kullanılır. Yeni Ahit'in ilk dört bölümünü oluşturan Kanonik İncillerden Matta ve Yuhanna İncilleri aynı isimlerdeki havariler tarafından yazılmıştır.

Türkçeye Arapçadan geçen havari (Arapça: حَوْرٌ ḥawārī) sözcüğü, Arapçaya da Kilise Habeşçesinden geçmiş olup aslen "yolcu, elçi, haberci" anlamlarına gelir. Arapça "hwr" ve öncesinde İbranice ve Aramice kökenli "xwr" (beyaz olma) kavramıyla alakası yoktur. Sözcüğün bazı Batılı dillerdeki karşılıkları da Yunanca "apostolos" (elçi) kavramından gelir.

 

İsa, Romalılar ve kendisinin Mesih olduğuna inanmayan Yahudiler tarafından çarmıha gerilmek üzere yakalandığında İsa'nın Havarisi olduğunu üç defa inkâr etmiştir. İnkâr edeceği İsa tarafından Son Yemek'te kendisine bildirilmiştir ancak Petrus buna inanmamıştır. Dört İncil'de de bu olay aynı şekilde anlatılır.

2006 yılında da National Geographic Society tarafından yaklaşık 1800 yıl önce yazılmış "Yehuda'nın Müjdesi"'ne ulaşılmıştır. Yehuda'nın Müjdesi, İskariot (katil) olarak adlandırılmış Yehuda'nın İsa'yı Romalılara ve Yahudilere ispiyonlamasının arkasında başka güdüler olabileceği ve suçsuz olabileceği tartışmalarını gündeme getirmiştir.

Havari anlamı, kısaca tanımı:

Öğüt : Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat.

İnanç : Birine duyulan güven, inanma duygusu. Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat. Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma. İnanılan şey, görüş, öğreti.

Yayma : Yaymacının sattığı şeylerden oluşan sergi. Yaymak işi.

Görev : Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Resmî iş, vazife. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev.

Hava : Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Müzik parçalarında tür. Gökyüzü. Çevreyi kuşatan boşluk. Keyif, âlem. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çekicilik. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Tarz, üslup. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Esinti. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik.

 

Havarilik : Havari olma durumu.

Yardımcı : Yardımı olan (şey). Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb., muavin, muin, yaver, asistan.

Önder : Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse, lider, şef, alemdar.

Düşünce : Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Öğrenci : Özel ders alan kimse. Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse. Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, okul çocuğu, talebe, şakirt.

Sözcü : Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse.

Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.

Diğer dillerde Havari anlamı nedir?

İngilizce'de Havari ne demek? : n. apostle, disciple, follower

Fransızca'da Havari : apôtre [le]

Almanca'da Havari : n. Apostel

Rusça'da Havari : n. последователь (M), апостол (M)

adj. апостольский