Have dinner türkçesi Have dinner nedir

  • Akşam yemeği yemek.
  • Yemek yemek.

Have dinner ile ilgili cümleler

English: Ali invited us to have dinner with him and his wife.
Turkish: Ali kendisi ve karısıyla akşam yemeği yememiz için bizi davet etti.

English: Ali asked Mary to go out to have dinner with him.
Turkish: Ali kendisiyle akşam yemeği yemesi için Mary'nin dışarı çıkmasını istedi.

English: Ali didn't have dinner last night.
Turkish: Ali dün akşam akşam yemeği yemedi.

English: Ali wondered how soon Mary would have dinner ready.
Turkish: Ali Mary'nin ne kadar kısa sürede akşam yemeğini hazırlayacağını merak etti.

English: Ali wanted to have dinner in bed.
Turkish: Ali akşam yemeğini yatakta yemek istedi.

Have dinner ingilizcede ne demek, Have dinner nerede nasıl kullanılır?

Have : Bulunmak. -si olmak. Göz yummak. Yapmak. Sahip olmak. Dolandırmak. Yaptırmak. Etmek. Elinde bulunmak. Olmak.

Dinner : Yemek. Günün esas yemeği. Ziyafet. Akşam yemeği.

Have a baby : Doğurmak. Çocuk sahibi olmak. Bebeği olmak.

Have a bad name : Adı çıkmış olmak. Kötü şöhreti olmak.

Have a bad night : Kötü bir gece geçirmek.

Have a bad record : Kötü tanınmak. Kötü şöhreti olmak.

İngilizce Have dinner Türkçe anlamı, Have dinner eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have dinner ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Ate : Kemirmek. İçmek (çorba). Çok yemek yemek. Tüketmek. Yemek. Aşındırmak.

Eat : Zıkkımlanmak. Buyurmak. Tüketmek. Bitirmek. Çok yemek yemek. Çürütmek. Kemirmek. Aşındırmak. Yemek.

Dined : Yemeğe davet etmek. Yemek vermek. Ağırlamak. Ziyafet vermek. Akşam yemeğini yemek. Günün esas yemeğini yemek. Akşam yemeği vermek.

Grub : Toprağı kazmak. Didinmek. Larva. Kazmak. Yedirmek. Yiyecek. Yemek. Ot ve kökleri temizlemek. Çapalamak.

Dines : Akşam yemeğini yemek. Ağırlamak. Akşam yemeği vermek.

Supped : Kaşıkla içmek. Yudum. Yudum yudum içmek. Yudumlamak.

Grubbed : Didinmek. Kazmak. Didiklemek. Yedirmek. Toprağı eşelemek. Eşelemek. Ot ve kökleri temizlemek. Ağır iş yapmak. Çapalamak. Toprağı kazmak.

Feed on : İle beslenmek. İle beslemek. Yemek. Beslenmek. Yaşamaya devam etmek. Doyurulmak. - tarafından beslenmek. Beslemek.

Grubbing : Didinmek. Kök ayıklama. Toprağı eşelemek. Eşelemek. Ağır iş yapmak. Kazı. Kazmak. Çapalamak. Didiklemek.

Have dinner synonyms : have supper, feed, dine, feeds, grubs, sup, sups, have a meal, supping, eat dinner.