İşlevsel bozukluk nedir, İşlevsel bozukluk ne demek

İşlevsel bozukluk; Psikoloji alanında kullanılan bir terimdir.

Psikoloji'deki anlamı:

Beden yapısında bir çöküntü söz konusu olmadan herhangi bir örgenin işleyişinde baş gösteren bozukluk. (Sinirce sonucu gelişen körlük, sağırlık, dil tutulmasında olduğu gibi.).

İşlevsel bozukluk tanımı, anlamı

İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım

Bozuk : Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.

Bozukluk : Bozuk olma durumu. Bozuk para.

İşlev : Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev, fonksiyon. Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü, fonksiyon. Bir deneyi yaparken izlenen yol, izlev.

İşlevsel : İşlevle ilgili, fonksiyonel.

Beden yapısı : İnsanın, genellikle boy, ağırlık, kol, bacak uzunlukları ve deri özelliklerini göz önünde bulundurarak, beden yapısı yönünden gösterdiği nitelikler.

Söz konusu : Sözü edilen, üzerinde konuşulan, bahis konusu, bahis mevzusu, mevzubahis.

Sağırlık : Sağır olma durumu.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

 

İşleyiş : İşleme işi.

Gelişen : Hakkâri şehrinde, Şemdinli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Sağırlı : Afyon şehrinde, Bayat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Ordu kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa ili, Kanlıavşar nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Tutulma : Tutulmak işi. Halk tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite. Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün veya bir bölümünün görünmez duruma gelmesi olayı.

Sinirce : Nevroz.

Çöküntü : Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.

Körlük : Görme engellilik. Kesmez olma durumu. Dikkatsizce ve beceriksizce yapılan iş. Gerçeği görememe durumu. Bitkilerin tomurcuk vermemesi durumu. Kıskandırma nispet, inat : Sana körlük olsun diye yaptığını biliyorum. Fener. Sıkıntı: Oğlum körlük etme. Tıp yönünden gözün ışık karşısında bütünüyle duyuşuz olması durumu. Görüş gücünün onda birden az olması durumu. Görme yeteneğinin kaybı veya yokluğu. Gözde veya beyindeki bir değişime bağlı olarak biçimlenir. Birbirinin inadına hareket, rağm.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Beden : Canlı varlıkların maddi bölümü, vücut. Giysilerde ölçü. Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü, gövde. Kale duvarı.

Diğer dillerde İşlevsel bozukluk anlamı nedir?

İngilizce'de İşlevsel bozukluk ne demek ? : functional disorder