İdea nedir, İdea ne demek

İdea; kökeni yunanca dilinden gelmektedir.

"İdea" ile ilgili cümle

  • "İdea akılla algılananın en üst aşamasını yani kavramı tanımlar." - A. Erhat

Felsefi anlamı:

(Platon'da) Değişmez öz, şeylerin ilkörneği. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan; duyularla değil, yalnızca tinsel olarak -> anımsama yoluyla kavranabilen, duyularla yalnızca görüngüleri (gölgeleri) algılanabilen asıl gerçeklik.

(Stoa'da, adcılarda, yeniçağ Fransız ve İngiliz felsefesinde- Descartes, Locke, Hume, Berkeley-) Bilinç içeriği, tasarım, düşünce.

(Husserl'de, Platonla bağlantı içinde) Öz görüsünde verilmiş olan salt öz.

(Yun. idea < idein = görmek) :

(Aristoteles'te) Görüngülerin değişkenliği içinde bir ve aynı olarak kavranan; tek tek nesnelerin özü olan şey. Nesnelerin biçimlendirici ilkesi (entelekhia) olan ideaların görüngüler dünyası dışında bir varlıkları yoktur, bunlar duyu dünyasının içinde yer alırlar. Aristoteles'te idea, öz kavramı, tümel kavram anlamına da gelir.

(Augustinus ve Hıristiyan ortaçağında) Tanrı'nın, dünya için örnek olacak yaratıcı düşüncesi.

(Kant'ta) Deneyi aşan us kavramı; düzenleyici ilke olarak koşulsuz olan; gerçeklik dünyasında karşılığı olmayan, duyularda kendisine karşılık olan bir şeyin verilmediği zorunlu bir us kavramı: a. Bizi duyulur dünyanın üzerine çıkaran şey olarak, yüksek düşünce; erişilmesi gereken şey; b. Hiç bir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, hep yalnızca ülkü, yalnızca gereklilik, yalnızca erişilmesi istenen erek olarak kalan. 6-(Fichte, Schelling, Hegel ve Ranke'de) Tarihsel etken: a. İnsanda ancak bilinçle ortaya çıkan tinsel güç ve yönelim. Bu anlamda bir çağın, bir tarihsel olayın temel ilkesi, b. Belli bir tarihsel sürecin somut ereği, aynı zamanda görevi, c. (Hegel'de) Eytişimsel süreç içinde kendini açan, din, sanat ve felsefede dile gelen düşünce. // -> Tarihsel özdekçilik, Hegel'le karşıtlık içinde, ideayı ekonomik ilişkilere bağlı görür. Tarihin gidişini belirleyen düşünce değildir bu görüşe göre, tam tersine ideaları belirleyen alt yapıdır (Marx); oysa idealist tarih anlayışı, tarihsel olayların itici gücünü düşüncelerde arar (Ranke).

 

İngilizce'de İdea ne demek? İdea ingilizcesi nedir?:

idea

İdea hakkında bilgiler

"İdealar kuramı", felsefede önemli bir prensip olarak Platon tarafından ortaya atılmış ve episteme anlayışından doğmuştur. Gerçek bilginin temelinin ancak idealar dünyâsında bulunabileceği temeline dayanır.

 

İdealar kuramı her ne kadar da en genel anlamda zihinde oluşan ve belirli anlayış formlarına dönüşen, bugün 'duyumsanamaz' görüşünü koruyan algılamalar dizisi olsa da idealar daha çok basitçe, yaşantımızın, bellekteki akışının kendimiz tarafından ve tarafımızdan olmayan bir dizi denetim mekanizmalarının oluşturduğu bir çeşit sayısal kolajlar dizisidir; bir başka deyişle; zihin, belleğe kaydolan verileri saklar ve biz bellek bölümünün gücüne ve seçiciliğine bağlı kalarak istencimiz veya beklentilerimiz ekseninde kimi veriler - yeni benzer veya olmayan bilgiler - oluştururuz. Zihinde doğan bu yeni bilgi bütünü, sonrasında dış dünya (nesneler dünyası) ile tutarlılıklarını ilişkilendirir. Ortaya çıkan bu düşünsel bütün, fiziksel ortam ile - zaman, onun içindeki gerçeklik, görelilik ve en önemlisi belleği ikna ediciliği ki bu, aynı zamanda fiziksel olana aykırı gelmemesi anlamı taşır - kendisini söz konusu gerçeklikte benimseten yeni bakış açısına verilen kuramın 'soyut' sistemlenen bilgiler dizisidir.

Eflâtun'un Herakleitos'çu öğretiden alarak idealar kuramına taşıdığı "Evren'de değişmeyen ve aynı kalan hiçbir şey yoktur, her şey akar" mantığından çıkarımla, "mâdem ki Evren'de değişmeyen hiçbir şey yoktur, o hâlde, gelip geçici bilgilerin (göreceli/relatif gerçeklerin) değişmez ilksiz ve sonsuz, hep aynı kalan asılları olması gereken gerçek bilgiler, (idealar) bu Evren'in dışında bir yerlerde olmalıdır" sonucuna varmıştır. Eflatun, bu düşünceleri ile felsefeye çok önemli boyutlar getirmiştir.

Eflâtun'un idealar kuramı, hem mantık, hem de metafizik içeriklidir.

İdea ile ilgili Cümleler

  • O idealdi.
  • Aksolotl akvaryumunun pH değerinin 6 ile 7.5 arası olması idealdir.
  • Bazı idealler uğrunda ölmeye değer, değil mi, Tom?
  • Bu toprak tarım için ideal.
  • Ben çok idealistim.
  • İdeal eş bir hamamböceği gibidir, onu sadece geceleri ya da mutfakta görebilirsiniz.
  • İdeal bir koca olduğunu ispat etti.
  • İdeal bir hayatın peşindeyiz, bunun sebebi içimizde onun için başlangıç ve olasılığa sahip olmamızdır.
  • İdeallerim ne?
  • "İdeallerin için ölmeye hazır mısın?" "Sadece ölmeye değil, onlar için yaşamaya da hazırım!"
  • Plaj çocukların oynaması için ideal bir yerdir.
  • Hafif bir yağmurluk, yolculuk için idealdir.

İdea kısaca anlamı, tanımı:

İdeal : Uygun. Düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan. Ülkü.

İdealist : Ülkücü. İdealizm öğretisine bağlı filozof.

İdealistlik : İdealist olma durumu.

İdealize : "İdealleştirmek" anlamındaki idealize etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.

İdealizm : Ülkücülük. Bilgide temel olarak düşünceyi alan ve varlığı insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden öğretilerin genel adı.

İdealsiz : İdeali olmayan.

İdealsizlik : İdealsiz olma durumu.

Düşünce : Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea.

Kuram : Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori. Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi. Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü.

Felsefe : Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi. Dünya görüşü. Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü. Bir konuda soyut düşünüş.

Önemli : Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik. Önemi olan, mühim, ehemmiyetli.

Prensip : İlke.

Plato : Yayla. Dekorun kurulduğu yer.

Taraf : Yöre, yer. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yön, yan, doğrultu.