İzgegözler nedir, İzgegözler ne demek
İzgegözler; Fizik alanında kullanılan bir kelimedir.
Fiziksel anlamı:
İzgelerin çözümlenmesinde kullanılan, bir koşutaç, bir biçik ya da bir ışık ağı ve bir uzgözlerden oluşan düzenek.
İzgegözler tanımı, anlamı
İzge : Çeşitlilik. Işığın dalga boylarına göre ayrılmış biçimi; her dalga boyundaki ışık yeğinliğini gösteren çizge. Matematik bir işlerin özgün değerlerinin tümü. Beyaz aşığı oluşturan renklerin, sıklık ya da dalga boyu sırasınca dizildiği görüngü. Bir akımmıknatıssal ışınım, kendisini oluşturan dalga boylarına ya da sıklıklara ayrıştırıldığında elde edilen çizge. anlamdaş alkım. (Zaman dizileri). İzgesel dağılım ve yoğunluk işlevlerinin çizgesel gösterimi. [Bakınız: izgesel yoğunluk işlevi]. E doğrusal uzayından kendisine tanımlı T doğrusal dönüşümü için, T nin çözen kümesinde olmayan bütün sayıların oluşturduğu küme. K oyutu üzerindeki E birimli cebirinin bir öğesi için tersinir değildir kümesi. [Bakınız: spektrum]. Elek-tromıknatıslı ışınımların, kendilerini oluşturan dalga uzunluklarına ya da yinelenimlere ayrıldıklarında sağlanan sonuç. (Görünür ışık bölümünde bunun iyi bir örneği, beyaz ışığın bir optik biçmeden geçtiğinde ortaya çıkan renkler kuşağıdır). İnsan kulağının algılayabileceği ve değerlendirebileceği ses dalgaları yineleniminin kuşağı; ses izgesi. Bir süreç ya da gidiş içinde izlenen yol
Kırınım izgegözleri : Işığın, biçik yerine kırınım ağı ile oluşturulan izgesini gözlemeye yarayan aygıt.
Çözümlenme : Çözümlenmek işi.
Bir koşu : Çabucak. Koşarak, koşa koşa.
Uzgözler : Bir borunun iki ucuna oturtulmuş iki yakınsak mercek ile arada bulunan doğrıutucu bir mercekten oluşan ve uzaktaki nesneleri büyüterek göstermeye yarayan ışıksal gözlem aygıtı.
Koşutaç : Bir izgegözlerde olduğu gibi, koşut ışın demeti oluştaran aygıt.
Düzenek : Mekanizma.
Biçik : Sel yatağı, dere, dere yatağı. Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir tane, bir tanecik. Dağda, iki kaya arasındaki boşluk. İki derenin birleştiği yer. [Bakınız: bıçık]. [Bakınız: bicik]. Kesik, biçilmiş. Denize doğru uzanmış kara parçası, burun. [Bakınız: bucak]. Dağlarda, tepelerde sellerin açtığı yarıntı. Su yolu. [Bakınız: bücük]. Dana. Kuyruğu düğümlü koç. Köşe, bucak, uç, açı. Buzağı. Sığır yavrusu, buzağı. Nergiz çiçeğinin yetiştiği kaya oyuğu. Dana, sığır yavrusu. Buzağıdan büyük yavru. Işığı renklerine ayırmak için kullanılan üçgen kesitli altı yüzlü saydam nesne. Kesik, kesilmiş.
Koşut : Paralel.
Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
Çözüm : Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal. Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar. Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi.
Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.
Biçi : Erkek çocuk.
Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.
Düze : Doz.
Işık : Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb.
Koşu : Koşma. Koşarak yapılmış olan yarış. At yarışı.
Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
Ağı : Zehir.
Diğer dillerde İzgegözler anlamı nedir?
İngilizce'de İzgegözler ne demek ? : spectroscope

Bu kısımda İzgegözler nedir? İzgegözler ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca İzgegözler tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz İzgegözler hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.