Uzgözler nedir, Uzgözler ne demek

Uzgözler; Fizik alanında kullanılan bir terimdir.

Fiziksel anlamı:

Bir borunun iki ucuna oturtulmuş iki yakınsak mercek ile arada bulunan doğrıutucu bir mercekten oluşan ve uzaktaki nesneleri büyüterek göstermeye yarayan ışıksal gözlem aygıtı.

Uzgözler anlamı, tanımı

Yakınsak mercek : [Bakınız: tümsek mercek]. Gelen koşut ışınları eksene doğru kırarak birbirine yaklaştıran, kenarları ortasından daha ince olan mercek çeşidi

Mercekten : Alıcının merceği ardında yer alan, dolayısıyla, filmle aynı ölçüde ışık alabilen ışıkölçer. (Özdevinimli alıcılardaki bu ışıkölçer, ışık düzengecinin ayar koluna bağlı olarak, bu düzengeci, ışığın yeğinliğine göre kendi kendine düzenler). Bazı alıcılarda, doğrudan doğruya alıcı merceğinden gelen görüntüyü alan yansımalı bakaç.

Gösterme : Göstermek işi. Teşhir, sergileme.

Yakınsak : Tek bir noktaya doğru yönelen (ışın). Işıkları aynı noktaya doğru yöneltme özelliği taşıyan (mercek vb.). Birbirine gittikçe yaklaşarak uzanan, bir noktaya doğru yönelen (çizgi).

Nesneler : Eşyâ. -töresi: eşyâ hukuku.

Işıksal : Görme ve gönme aygıtlarıyla ilişkili olan.

Gözlem : Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem. Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.

 

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Mercek : İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim, adese, lens.

Nesnel : Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı. Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, objektif. Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif.

Yakın : Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.

Ucuna : Köpeği sürü başına çağırma ünlemi.

Büyüt : Hile.

Aygıt : Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu. Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.

Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

 

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Aygı : Adı bilinmiyen ya da ad yerine kadına, kıza sesleniş. Eşya.

Merc : Bahis.

Uzak : Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı. Yakın olmayan yer. Eli, gücü ya da hükmü yetişmez. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. İhtimali az olan. Arada çok zaman bulunan.

Yakı : Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan eczalı parça.

Diğer dillerde Uzgözler anlamı nedir?

İngilizce'de Uzgözler ne demek ? : binoculars