Kösülmek nedir, Kösülmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Uzanıp yatmak, ayakları uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak.

Büzülmek, toplanmak, toparlanmak.

Yorulmak, gücünü kaybetmek.

Öfkesi geçmek, yatışmak.

Yılmak, pısmak, korkmak.

Ateş yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak.

Kabaran bir şey sönmek, inmek, durulmak (süt, yemek ve benzerleri şeyler).

Bitki, meyve ve benzerleri şeyler kurumaya yüz tutmak, çürümek.

Boylu boyunca uzanmak.

Öfkesini almak.

Hızını almak.

Teknik terim anlamı:

Uzanmak, ayağını uzatmak.

Kösülmek anlamı, kısaca tanımı

Kösü : Sokak kapısının arkasına vurulan ağaç dayak

Kösül : Ocak içlerine yapılan kül deliği.

Boylu boyunca : Boyu uzanabildiği kadar, boyu uzunluğunca.

Toparlanmak : Toparlama işine konu olmak veya toparlama işi yapılmak. Sağlığı düzelmek. Para yönünden durumunu düzeltmek. Bir işi, bir hareketi yapmaya hazır duruma gelmek. Etkilenilen herhangi bir şeyden kurtulmaya başlanmak. Gelişmek, daha iyi duruma gelmek.

Yavaş yavaş : Yavaş bir biçimde, ağır ağır, adım adım, aheste aheste, aheste beste, sepil sepil. Azar azar. Gitgide.

Sere serpe : Serbest, rahat bir biçimde, çekinmeden.

Yüz tutmak : Yönelmek, teveccüh etmek, rağbet etmek, meyletmek.

Toparlanma : Toparlanmak işi.

Toplanmak : Toplama işine konu olmak. Kendine çekidüzen vermek. Bir araya gelmek. Seyahat etmek, taşınmak vb. için hazırlanmak. Şişmanlamak. Toplantı yapmak.

 

Kaybetmek : Yitirmek. Yenik düşmek, yenilmek.

Kaybetme : Kaybetmek işi, yitirme.

Yatışmak : Hızı, etkisi azalmak, aşırılığı geçmek. Yan yana, kucak kucağa yatmak. Coşku, sinir, korku vb.nin etkisi azalmak, geçmek, sakinleşmek. Ayaklanma, kargaşa sakinleşmek, durulmak.

Yorulmak : Yorgun duruma gelmek. Bir sebebe bağlanılmak, yorumlanmak.

Durulmak : Duru duruma gelmek. Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak. Sakinleşmek. Durma işi yapılmak.

Toplanma : Toplanmak işi.

Büzülmek : Büzme işi yapılmak. Korku, şaşkınlık, soğuk vb. etkenlerle bir kenara sinmek, bir kenara çekilmek.

Uzatmak : Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak. Germek. Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek. Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek. Süreyi artırmak, temdit etmek. Vermek, göndermek. Bir şeyi vermek için birine yöneltmek.

Korkmak : Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak. Yapamamak, cesaret edememek. Çekinmek, sakınmak, saygı duymak. Kaygı duymak, endişe etmek.

Uzanmak : Boylu boyunca yatmak. Yetişmek, ulaşmak. Bir alana yayılmak. Sarkıntılık etmek. Bir şey boyunca sıralanmak. Gitmek. Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak.

Çürümek : Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak. Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak. Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek. Yıpranmak, çökmek. Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalmak.

Diğer dillerde Köstebektiler anlamı nedir?

İngilizce'de Köstebektiler ne demek ? : moles