Küçük sağan nedir, Küçük sağan ne demek

Küçük sağan; Biyoloji alanında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Sağanlar (Apodiformes) takımının, sağangiller (Apodidae) familyasından, yurdumuzun yalnız Hatay il sınırları ile Güneydoğu Anadolu bölgesinin batı ve güney kısımlarında yazın kuluçkaya yatan, yüksek binalarda ve kaya oyuklarında yaşayan, böceklerle beslenen, göçmen bir tür. Ak kuyruk sokumlu ebabil, ev sağanı.

Küçük sağan anlamı, kısaca tanımı

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak

Sağa : Saha, alan. Sana (II. teklik şahıs zamiri yaklaşma ve bulunma hâli).

Sağan : Bakırdan yapılmış, derinliği az yemek kabı. Sağmal hayvan. Süt veren, sağılan hayvan. Sahan, tabak. Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Sağangiller : Kuşlar (Aves) sınıfının, gökkuzgunumsular (Coraciiformes) takımının, sağanlar (Cypseli) alt takımından, tırnakları sivri ve kuvvetli, kanatları ince ve uzun olan, hızlı uçan, Palearktik bölgede yaşayan, kara sağan (Apus apus), akkarınlı sağan (A.melba) türleri iyi bilinen bir familya. (Cypselidae, anlamdaş. Micropodidae), ak-karınlı sağan (M. melba) iyi bilinen türleridir. Böcek yerler.

 

Ak kuyruk : Kanatları siyah ve kuyruğu ak olan güvercin.

Güneydoğu : Güneyle doğu arasındaki yön.

Beslenen : Sönümsüz.

Böcekler : Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.

Sağanlar : Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının, gökkuzgunumsular takımının bir alt takımı.

Kuluçka : Civciv çıkarmak amacıyla yumurtaya yatmış veya yatmak üzere olan dişi kuş veya kümes hayvanı, gurk. Bilim ve teknolojide araştırma, geliştirme ve uygulama için hazırlık dönemi.

Familya : Aile. Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile.

Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Yalnız : Yanında başkaları bulunmayan. (ya'lnız) Yalnızca. Ama. (ya'lnız) Yanında başkaları olmayarak. Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi.

Göçmen : Kendi ülkesinden ayrılarak yerleşmek için başka ülkeye giden (kimse, aile veya topluluk), muhacir. Sıcak iklimli ülkelere giden (hayvan).

 

Yurdum : “Ülkem, memleketim” anlamında kullanılan bir isim”.

Ebabil : Sağanlardan, kentler ve açık alanlarda yaşayan, kırlangıca göre kanatları daha uzun ve kavisli bir tür kuş, dağ kırlangıcı (Apus apus).

Kuyruk : Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ. Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı. Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse. Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi. Bu organa benzeyen uzantı. Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti. İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi. Başın arkasına toplanmış saç demeti.

Takım : Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Takım elbise. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Sigara ağızlığı. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik.

Diğer dillerde Küçük sağan anlamı nedir?

İngilizce'de Küçük sağan ne demek ? : little swift