Kabalak nedir, Kabalak ne demek

Kabalak; bitki bilimi, tarih alanlarında kullanılan bir terimdir.

  • Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir başlık türü
  • Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki.

"Kabalak" ile ilgili cümle

  • "Kendisi, ayağında postallar, sırtında kaput, başında kabalak, Çanakkale cehenneminde askerliğini yaparken..." - Y. Z. Ortaç

Yerel Türkçe anlamı:

Tepe, yüksek tepe.

Arpacık soğanı.

Çam ağacının soyulmuş kabuğu.

Büyük, iri.

İki yıllık soğanın yeniden toprağa dikilmesiyle elde edilen yeşil soğan.

Çoğunlukla davarların yattığı yerlerde biten, yenilen bir çeşit mantar.

Tepe: Hayvanlar kabalağın başına çıktılar.

Toprak testi.

Saçsız baş.

Geniş ,etli, tüylü, kabak yaprakları biçiminde yaprakları olan, kırda ya da su kenarlarında yetişen bir bitki.

Bir çeşit başlık.

Çobanların giydiği aba, kepenek.

Palamut ağacının ya da karaçalının yemişi

1.bk. kobak (I)-

Tohum veren erkek soğan.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Değirmenlerde aşınan olukları sağlamlaştırmak için kullanılan ağaç boru. (Çınarlı *Çarşamba -Samsun)

Diğer sözlük anlamları:

Serpuş

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

 

Düzce şehrinde, Konuralp nahiyesine bağlı bir yer.

Kabalak anlamı, kısaca tanımı:

Birinci : Ulaşım araçlarında mevki, sınıf. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Bir sayısının sıra sıfatı. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse.

Dünya : İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Dış, çevre, ortam. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun. Herkes. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Duygu, düşünce ve hayal âlemi.

Savaş : Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele. Uğraşma, kavga, mücadele. Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal.

Osmanlı : Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan. XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları.

Ordu : Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri. Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü. Çok sayıda insan, kalabalık. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü.

Kullanılmış : Az veya çok bir zaman için başkasının malı olmuş, yeni olmayan, müstamel.

Şapka : Boru, baca, direk vb. şeylerin açık olan üst bölümünü havanın etkisinden korumak için takılan başlık. Düzeltme işareti. Bazı bitkilerde, özellikle mantarlarda sapın üstünde bulunan, üreme organlarını taşıyan şapka biçimindeki organ. Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılmış olan başlık.

 

Kabalak leblebi : Özel kavrulmuş, iri leblebi.

Kabalak soğan : Baş soğan.

Kabalaklanmak : Büyümek, irileşmek.

Kabalaklaşmak : Büyümek, irileşmek. Olgunlaşmak.

Kabalaklı : Zonguldak kenti, Beycuma nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Diğer dillerde Kabalak anlamı nedir?

İngilizce'de Kabalak ne demek? : a headgear worn by Ottoman soldiers in the First World War.