Kamerad türkçesi Kamerad nedir

Kamerad ingilizcede ne demek, Kamerad nerede nasıl kullanılır?

The kameri theater : Kameri sahnesi. Kameri tiyatrosu.

Kame : Buzulların tarafından bırakılan kum tümsekleri ve çakıl (jeoloji).

Kameez : Güney asya ülkelerinde erkeklerin ve kadınların bol pantolon üzerine giydikleri uzun tunik.

Kamen : Dean kamen (1951 doğumlu). Segway'i (elektrikli skuter) icat eden abd'li mühendis. Almanya'da bir şehir. Soyadı.

Kames : Buzulların tarafından bırakılan kum tümsekleri ve çakıl (jeoloji).

Kamakura shogunate : Japonya'da 1192'den 1333'e kadar şogunlar tarafından yönetilen feodal askeri diktatörlük. Kamakura bakufu. Kamakura mutlak idaresi.

Kamala : Bir asya ağacının meyvelerinden yapılan ve ilaçlarda sarı boya olarak kullanılan toz.

Kamakura period : Japonya'da kamakura mutlak idaresi tarafından yönetilen ilk dönem olan 1192'den 1333'e kadar olan devir. Kamakura dönemi.

Dekameter : On metreye eşit olan uzunluk birimi. Dekametre.

Okame cherry : Pempe çiçekli narin kiraz ağacı cinsi.

İngilizce Kamerad Türkçe anlamı, Kamerad eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kamerad ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Polaroid camera : Polaroit. Polaroit fotoğraf makinesi.

 

Delayed action : Ertelenen eylem. Gecikmeli hareket. Gecikmiş etki. Oyalama harekatı. Geciktirmeli hareket. Tavikli.

Lens hood : Güneşlik. Parasol. Parasoley. Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak üzere mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mercek kapağı. Işık siperliği. Alıcı merceğini dış etkenlerden korumak için mercek ucuna takılan kapak. Güneş diyaframı.

Mosaic : Televizyon kamerasında ışığa duyarlı levha. Musa peygambere ait. Virüslerin yol açtığı yaprakların üzerinde benek şeklinde lekelerin oluştuğu bir bitki hastalığı. Mozaik.

Finder : Bakaç. Bulan. Vizör. Bulucu teleskop. Bulan kimse. Arayıcı. Bulucu. Aracı. İstenilen yıldızı ırakgörür içine getirebilmek için büyük ırakgörürlere koşut olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük ırakgörür.

Reflex camera : Refleks kamera. Reflaks fotoğraf makinesi. Yansımalı kamera. Refleks fotoğraf makinesi.

Stop : Kes. Ağız kanalının kapanması ve ciğerlerden gelen havanın patlama biçiminde dışarı itilmesiyle oluşan ünsüz; p, b, m, t, d, k, g ünsüzlerinden her biri. Alıcının ya da bazı basım aygıtlarının mercek düzeni içinde bulunup, birbiri üzerine binen incecik maden yapraklardan oluşan, açılıp kapanarak, duyarkat üzerine gelen ışığın niceliğini düzenleyen düzenek. Durmak. Kesmek. Resim durdurma. Dolgu yapmak. Durdurma. Işık düzengeci. Kalmak.

Movie camera : Film makinesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kamera. Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. tv. televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılı alıcı çeşidi. Alıcı.

 

Blokes : Herif. Herifçioğlu (argo terim). Adam.

Allying : Müttefik ülke. Müttefik. Dost. Birleştirmek. Katılmak. Birleşmek. Katmak. Ticaret serbestliği.

Kamerad synonyms : photographic camera, video equipment, flash camera, television camera tube, box kodak, box camera, optical lens, point and shoot camera, tv camera, polaroid land camera, portrait camera, photographic equipment, television pickup tube, shutter, candid camera, camcorder, digital camera, cartridge, camera lens, aperture, magazine, bubbies, associate, brer, bubby, cine camera, sprocket, bedfellow, ally, bedmates, hood, view finder, amigo.