Katarakt nedir, Katarakt ne demek

Katarakt; bir tıp terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Göz merceğinin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen ve görmeyi engelleyen rahatsızlık, perde, akbasma, aksu

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Göz merceğinin ışığın geçmesini önleyecek biçimde şeffaflığını kaybederek opaklaşması, göze perde inmesi, göz perdesi.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Doğuştan veya kazanılmış nedenlerle, tam veya kısmi olarak göz merceği veya mercek kapsülünde, proteinlerin presipitasyonu sonucu göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi, donuklaşması ve ışığın geçişine izin vermemesiyle belirgin, göz merceğinin en yaygın ve en önemli bozukluğu, aksu, boz inmesi.

İngilizce'de Katarakt ne demek? Katarakt ingilizcesi nedir?:

cataract

Katarakt hakkında bilgiler

Katarakt, göz içindeki lensin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm alması, göz merceğinin yoğunlaşmasıdır.

Göz, kameraya benzeyen optik bir sistemdir. Dışarıdan gelen ışık ve görüntülerin görme merkezine net olarak ulaşabilmesi için, önce gözün en dış saydam tabakası olan korneada, sonra gözün içindeki lens tabakasında kırılması gerekir. Normal şartlarda bu iki tabaka da saydam yapıdadır.

Göz merceğinin yoğunlaşması görüntüyü bulanıklaştırır.

 

Katarakt anlamı, tanımı:

Saydam : Açık seçik, belirgin. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt. Asetat. Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif. İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan.

Görme : Görmek işi, rüyet.

Katar : Tren. Taşıt dizisi. Bir arada giden veya uçan hayvan dizisi.

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer.

Rahatsızlık : Hastalık. Rahatsız olma durumu, tedirginlik.

Perde : Katarakt. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri. Doğruyu görmeye engel olan şey. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Seste pes perde. Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey.

 

Akbasma : Katarakt.

Lens : Gözün saydam tabakasının üzerine doğrudan uygulanan, görmeyi düzeltici mercek, kontak lens. Mercek.

Görünüm : Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.

Yoğunlaşma : Yoğunlaşmak işi, konsantrasyon. Bir karışımın bileşimindeki sıvıyı yitirerek daha koyu kıvama gelmesi. Havanın nem bakımından doyma noktasını aşmasına bağlı olarak havadaki su buharının sıvı veya katı duruma geçmesi.

Katarakt bıçağı : Göz ameliyatlarında kullanılan, ince uzun bir sapı olan ve kesici yüzü köşelerinden basık dörtgen biçiminde bıçak.

Diğer dillerde Katarakt anlamı nedir?

İngilizce'de Katarakt ne demek? : [Katarakt (der) ] n. cataract, cascade, waterfall, downpour; clouding of the lens of the eye (Medical)

n. cataract

Fransızca'da Katarakt : cataracte [la]

Almanca'da Katarakt : n. Katarakte, Katarakt

Rusça'da Katarakt : n. катаракта (F)