Kaykışmak nedir, Kaykışmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Arkaya eğilmek, yaslanmak.

Elini başına dayayarak yaslanmak.

[Bakınız: kanrılmak].

Ağrı ya da başka nedenlerle kambur olmak.

Kamburluğunu gizlemeye çalışarak yürümek.

[Bakınız: kaykıla kalmak].

Kaykışmak anlamı, kısaca tanımı

Kaykı : Kızak. Arkaya doğru eğik, eğri. Kurumuş, bozulmuş, bayatlamış : Bu ekmek çok kaykı. Büyük sözü dinlemeyen, arsız çocuk. Tembel. Sert, çok sağlam. Dik olmayan, meyilli, sarkık

Kaykıla kalmak : Dikilip durmak.

Kanrılmak : Arkaya eğilmek, yaslanmak : Yürürken ansızın kanrıldım belime ağrı girdi. Arkaya bükülerek kırılmak (ağaç için). Bir tarafa eğilmek.

Yaslanmak : Dayanmak. Yasa bürünmek, yas içinde olmak. Güvenmek.

Yaslanma : Yaslanmak işi.

Yürümek : Adım atarak ilerlemek, gitmek. Yol almak. Faiz, hesap edilmek, işlemek. Karada ya da suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek. Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak. Geçmek, ilerlemek, değişmek. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. Yayan gezmek, yayan gitmek. Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek. Ölmek. Bir işte ileri gitmek. Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek.

Gizleme : Gizlemek işi.

Eğilmek : Bir yana doğru eğik duruma gelmek. Başkasının baskısını veya egemenliğini benimsemek, kabul etmek. İnsan, bir işi yapmak için belini eğmek. Bir işi önemseyip ele almak.

 

Başına : Yalnızca, Tek basma.

Kambur : Bel veya göğüs kemiğinin eğrilmesi, raşitizm sonucu sırtta ve göğüste oluşan tümsek, kambur zambur. Yapı veya eşyada dışarıya doğru eğrilme. Vücudunda bu tümsek bulunan (kimse). Bazı hayvanların sırtındaki çıkıntı. Sıkıntı, dert. Ütü yastığı.

Yürüme : Yürümek işi.

Eğilme : Eğilmek işi. Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.

Kalmak : Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Yapamamak. Eğleşmek. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Sınırlanmak. Oturmak, yaşamak. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Sınıf geçmemek. Herhangi bir durumu sürdürmek. Oyalanmak, vakit geçirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Varlığını korumak, sürdürmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. Yetinmek. Miras olarak geçmek. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. İleriye atılmak, ertelenmek. Konaklamak, konmak.

Arkay : Yükselen. Çeşitli yönlere doğru çıkık bir durumda olan.

Kanrı : Çocukları yürümeye alıştırmak için kullanılan dört tekerlekli araba.

Başka : Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

Yasla : Hayvan yemliği.

Kalma : Kalmak işi. Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan.

Başın : Başta, önce, en başta3 ilkin.

Diğer dillerde Kayıtsızlık paftası anlamı nedir?

İngilizce'de Kayıtsızlık paftası ne demek ? : indifference map