Kayrılmak nedir, Kayrılmak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Meyve ile yüklü dal gövdeden ayrılmak, kırılmak.
Teknik terim anlamı:
Emanet edilmek, himayesine bırakılmak.
Kayrılmak anlamı, tanımı
Kayrı : Artık, bundan sonra. Nereye?. [Bakınız: kalan]
Bırakılmak : Bırakma işine konu olmak, terk edilmek.
Bırakılma : Bırakılmak işi.
Ayrılmak : Ayırma işine konu olmak. Boşanmak. Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak.
Kırılmak : Kırma işine konu olmak, bir veya birçok parçaya ayrılmak. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen bir ışın, doğrultu değiştirmek. Cesaret, umut, onur azalmak, yok olmak. Ağaç, dal üzerinde meyve, çiçek, yaprak çok olmak. Bükülerek kat yeri oluşturmak. Kırgınlık duymak. Birine karşı kırgın duruma gelmek, gücenmek, incinmek. Savaş, bulaşıcı hastalık sebebiyle çok sayıda insan ölmek. Soğuk, rüzgâr vb. eski gücü kalmamak, azalmak, yatışmak.
Edilmek : Etme işine konu olmak, yapılmak.
Ayrılma : Ayrılmak işi. Bir biçmeden geçen beyaz ışığın türlü renklerde görünmesi.
Kırılma : Kırılmak işi. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi. Yürürken salınma, nazlı yürüyüş.
Himaye : Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim. Kayırma, elinden tutma.
Emanet : Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia. Can, ruh. Bir kimse ile birine gönderilen şey. Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer.
Edilme : Edilmek işi.
Bırakı : Bırakılmış, terkedilmiş, eskimiş, beğenilmeyip atılmış, artık.
Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.
Ayrıl : Karşılaşma sırasında, yumrukoyuncularının birbirlerine kenetlenmeleri ve kendilerinden ayrılmamaları halinde orta hakemin verdiği komut. Bu durumda yumrukoyuncuları bir adım geriye açılırlar ve ancak ondan sonra vurabilirler. İki yolun ayrıldığı yer, yol kavşağı.
Yüklü : Yükü olan. Çok fazla, pek çok. Gebe. Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran. Yapılacak işi çok olan. Çok çalışmayı gerektiren. Çok sarhoş. Paralı, varlıklı.
Gövde : Bir şeyin asıl bölümü. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.
Kırı : Eşek yavrusu, sıpa.
Edil : Roma tiyatrosunda oyunları parasal ve yönetsel açıdan koruyanlara verilen ad. Oyunları denetleyip gösteri günlerini ve daha başka kayıtları saptayanlara verilen ad. Roma tiyatrosunda maddi manevi oyunları destekleyip koruyanlar. Oyunları denetleyip temsil tarihlerini ve daha başka kayıtları saptayanlar (bk. diadaskalia). Sinop ili, Boyabat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bıra : Birader, kardeş. Bu yer, bk. bire, bura.
Ayrı : Başka, başka türlü. Aynı yerde kalan. Yalnız, tek başına.
Diğer dillerde Kayor kurdu anlamı nedir?
İngilizce'de Kayor kurdu ne demek ? : cayor worm

Bu kısımda Kayrılmak nedir? Kayrılmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kayrılmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kayrılmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.