Kelle nedir, Kelle ne demek

Kelle; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Kelle" ile ilgili cümle

  • "Şekerin kellesi yetmiş üç kuruştan satılıyor." - A. İlhan

Yerel Türkçe anlamı:

Kere, kez.

Tepe, kelle

Koparılmış kafa, kelle // kelle koltoh: kelle koltuk // kelle paça: baş ayak, sakatat // kelli felli: kelli felli, fiyakası yerinde, eşraftan

İçine ceviz, fındık, pirinç konularak yapılmış olan hamur tatlısı.

Sirkeli paça: Kelleyi çok severim.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Küçük bir halı türü. (Küçükkabaca *Uluborlu, *Yalvaç -Isparta)

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Van ili, Timar nahiyesine bağlı bir yer.

Kelle anlamı, kısaca tanımı:

Kelle götürmek : Gereksiz bir aceleyle gitmek, koşturmak, acele davranmak.

Kelle koşturmak : Gereğinden çok acele etmek.

Kelle kulak yerinde : Gösterişli, itibarlı sayılan. kanlı canlı ve iri yapılı olan.

Kelle sağ olsun da külah bulunur : "kişi yaşasın da elbet bir iş sahibi olur" anlamında kullanılan bir söz.

Kellesinden olmak : Can vermek, ölmek.

Kellesini koltuğuna almak : Ölümü göze almak.

Kellesini uçurmak : Kafasını keserek koparmak.

Kellesini vurdurmak : Öldürtmek.

 

Kelleyi koltuğun altına almak : Kellesini koltuğuna almak.

Kelle koltukta gezmek : Gözünü budaktan esirgememek.

Kelle koparmak : Olumsuz ve başarısız bir durum sonunda işe, göreve son vermek.

Kelleyi vermek : Canını feda etmek.

Kelleşme : Kelleşmek işi.

Kelleşmek : Kel durumuna gelmek.

Pişmiş kelle gibi sırıtmak : Dişlerini göstererek yersiz ve aptalca gülmek.

Koyun : Göğüsle giysi arası. Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Kollar arası, kucak. Koruyucu, şefkatli çevre.

Kuzu : Koyun yavrusu. Deneyimsiz, toy kimse. Bir meyve ve sebzeye bitişik olan küçük meyve veya sebze.

Keçi : Geviş getirenlerden, eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen, memeli dişi hayvan (Capra hircus). İnatçı.

Ekin : Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum. Kültür, hars.

Külçe : Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme. Eritilerek kalıba dökülmüş olan. Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Biçme işi.

Şeker : Bu madde katılarak yapılmış lokum, akide, çikolata vb. tatlı yiyeceklerin genel adı. Sevimli, cana yakın ve güzel. Şeker hastalığı. Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı.

 

Başak : Merdiven.

Baş : Sesi böyle olan sanatçı. En kalın sesli orkestra çalgısı. En kalın erkek sesi.

Kafa : İnsan başı, ser. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Mekanik bir bütünün parçası. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü.

Kelle avcılığı : Hem bolluğu ve soyu çoğaltacağı, hem de topluluğun gözünde değer kazanacağı inancına dayalı olarak düşmanın ya da başka bir kabile üyesinin başını kesme, koparma.

Kelle çekmek : Biçilmiş buğday destelerinden tohum için iyi başakları seçmek.

Kelle darı : Mısır koçanı.

Kelle kağıdı : Nüfus cüzdanı

Kelle mi çok ciğer mi : Kılı kırk yaran, ince hesaplı.

Kelle peyniri : Mihaliç peyniri.

Kelle tenceresi : Bir çeşit tencere.

Kelleci : Kelleyi pişiren veya satan kimse. Denizli şehri, Babadağ ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kellecilik : Kellecinin yaptığı iş.

Kellecuş : Eskiden yapılan bir çeşit yemek.

Kelle ile ilgili Cümleler

  • Kelleşiyorum.
  • O kelleşiyor.
  • Kelleşiyor muyum?
  • Oldukça genç yaşta kelleşmeye başladı.
  • Babam kelleşiyor.
  • Helen Keller, kör sağır ve dilsizdi.
  • Ali her zaman bir kelle avcısı olmayı hayal etti.
  • Teksirci-kopyacı tayfasının kellesi vurula.
  • Tom'un bir kelle avcısı olduğundan emin misin?

Diğer dillerde Kelle anlamı nedir?

İngilizce'de Kelle ne demek? : [Kelle (die) ] n. trowel, flat hand tool having a handle and used for spreading plaster and cement, hand tool with a curved blade used in gardening

n. baldhead, baldpate, coot

n. head, poll, bean, chump, nob, pate, sconce

Fransızca'da Kelle : ciboulot [le], tête [la]

Almanca'da Kelle : Kopf

Rusça'da Kelle : n. голова (F), макушка (F), колос (M)