Kestane nedir, Kestane ne demek
Kestane; bir bitki bilimi terimidir. kökeni rumca dilinden gelmektedir.
- Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa)

- Kestane rengi.
- Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi.
Yerel Türkçe anlamı:
Tarlalarda biten bir ot kökü : Çocuklar kestaneye gittiler.
Biyoloji'deki anlamı:
Kayıngiller (Fagaceae) familyasından 30 m kadar boylanabilen, kışın yapraklarını döken, fındık tipi meyvesi olan bir tür.
İngilizce'de Kestane ne demek? Kestane ingilizcesi nedir?:
chestnut
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Ordu şehrinde, Gülyalı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Kestane hakkında bilgiler
Kestane, kayıngiller (Fagaceae) familyasından Castanea cinsini oluşturan ağaçların ve bu ağaçların yenilebilen tohumlarına verilen ad.
Yaprak döken bazen çalı formunda olan orman ağaçlarıdır. Kabuk çatlaklıdır. Yaprak koltuğunda çıkan tomurcuklarla yalancı uç tomurcukları vardır. Tomurcuklar üst üste binmiş 2 pulla örtülmüştür. Yapraklar sarmal dizilmiş fakat bükük iki sıralı görünür. İkincil damarlar birbirine paralel uzanır. Yapraklar kalın kimi zaman sert, mızraksı, kenarı dişli ve kılçıksı yapıda olabilir.
Erkek çiçekler (kedicik) dik vaziyette, 1-3 (5) salkımlı; salkımcaların her birindeki brahteler birbirine karşılıklı durur. Çiçek örtüsü 6 kısımlıdır. Stamenler 10-12 (20) kadardır. Tüylü dişi organ gelişmemiştir. Dişi çiçekler erkek çiçeklerin yakınında oluşur. Nadiren tek tek bulunur. Yumurtalık 6-9 gözlüdür. Boyuncuk 6-9 kadar, tepecik uçta, çok küçük noktalıdır. (beneksi) Kupula 2-4 arasında çenetlere ayrılır. Brahteler dikensidir. Kupula içerisinde 1-3 kadar fındıksı meyve bulunur. Çimlenme hipogeiktir
Tohumları Güney Avrupa ile Güneybatı ve Doğu Asya'da yaygın olarak tüketilmektedir. Orta çağlarda Güney Avrupa'da yeterli buğday ununa sahip olmayan orman toplulukları temel karbonhidrat kaynağı olarak tamamen kestaneye bağlı kalmaktaydılar.
Kestane ile ilgili Cümleler
- Kestane soymak zordur.
- Erkek kardeşim deniz kestanesinin tadını sevmez.
- Kestane kebabını severim.
- Anna'nın kestane kahvesi saçı var fakat Magdalena'nın sarı saçı var.
- Sokağı kestanelerden temizledi.
- Ali Mary'nin kestaneleri toplamasına yardım etmek istedi.
- Hiç deniz kestanesi yedin mi?
- Kestaneleri en az on beş dakika boyunca kaynat.
- Kestaneler en azından on beş dakika kaynamalı.
- Deniz kestanesi sümüksü dokuya sahiptir.
Kestane tanımı, anlamı:
Kayıngiller : İki çeneklilerden, palamut diye adlandırılan, meyveleri yüksüksü bir kadehçik içinde duran, kayın, meşe, kestane vb. kerestelik orman ağaçlarını içine alan bir familya, palamutlular.
Orman : Bu ağaçların bütünü. Ağaçlarla örtülü geniş alan.
Meyve : Ürün, sonuç, kâr. Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş.
Kestane kabuğundan çıkmış da kabuğunu beğenmemiş : Soyunu, yetiştiği yeri veya çevreyi hor görenler için kınama yollu söylenen bir söz.
Kestane suyu gibi : Sulu (kahve).
Kestane dorusu : Açık kahverengi. Bu renkte olan (at).
Kestane fişeği : İçinde tane barut ve fitilin geçmesine yarayan küçük bir kanalı olan bir tür şenlik fişeği.
Kestane kabağı : Helvacı kabağı.
Kestane kargası : Alakarga.
Kestane rengi : Bu renkte olan. Açık kahverengi.
Kestane şekeri : Kestanenin şeker şerbeti içinde kaynatılmasıyla yapılmış olan şekerleme.
Açık kestane : Kestane renginin bir veya birkaç ton açığı. Bu renkte olan.
At kestanesi : At kestanesigillerden, 15-30 metre yüksekliğinde, geniş yapraklı, çiçekleri kokulu bir ağaç, Hint kestanesi (Aesculus hippocastanum). Bu ağacın kestaneye benzeyen yemişi.
Dağ kestanesi : Bu ağacın meyvesi. Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen sert yapılı ağaç (Sloane berteriana).
Denizkestanesi : Hareket edebilen dikenlerle örtülü, yuvarlak kalker kabuklu, derisi dikenlilerden bir yumuşakça (Echinus esculentus).
Göl kestanesi : Suda yetişen ve meyvesi kestane gibi yenilen bitki (Trapa natans).
Hint kestanesi : At kestanesi.
Kuzu kestanesi : Yabani ağaçlardan elde edilen, küçük, lezzetli bir tür kestane.
Kestaneci : Kestane kebabı yapan veya satan kimse.
Kestanecik : Prostat. Atların her bacağında birer tane çıkan, boynuz dokusunda olan kısa ve yayvan uzantı.
Kestanecilik : Kestanecinin yaptığı iş.
At kestanesigiller : İki çeneklilerden, örneği at kestanesi olan bir bitki familyası.
Ilıman : Sıcaklığı çok yüksek veya çok düşük olmayan (yer, iklim), mutedil.
İklim : Yeryüzünün herhangi bir yerinde hava olaylarına bağlı olarak gerçekleşen etkilerin uzun yılların ortalamasına dayanan durumu, abuhava. Ülke, diyar.
Metre : Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı. Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi.
Kereste : Kaba saba kimse, kalas. Ayakkabı yapımında kullanılan gereç. Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç.
Doğramacılık : Doğramacının yaptığı iş.
Kabuklu : Kabuğu olan.
Familya : Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Aile. Karı, eş.
Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.
Kestane : Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa). Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi. Kestane rengi.
Kestane ağacı : (botanik)
Kestane kanseri : Hızla yayılan ve kestane ağaçlarını baştan başa kurutabilen mantar hastalığı; bu hastalığın etkeni ilkel mantar.
Kestane mürekkep hastalığı : Kestane ağaçlarını sarartıp kurutan ve kabuk altındaki mürekkebimsi sızıntılarla tanınan ilkel mantar hastalığı.
Kestane palamutu : Palamut.
Kestanealan : Artvin şehrinde, Arhavi ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Kestanealanı : Bursa şehri, İnegöl ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Kestanederesi : Manisa ilinde, Alaşehir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Kestanekabağı : Helvacıkabağı da denilen bir çeşit kabak.
Kestanelik : Kestane ağaçları çok olan yer. İlgili cümle: "Kestanelikte ağaçlardan düşen yapraklar üstünde koşar, yerlerden kestane toplardık." A. Ş. Hisar. Balıkesir kenti, Erdek belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Çanakkale ili, Gülpınar bucağına bağlı bir bölge. İstanbul ili, Çatalca ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Rize şehrinde, Çayeli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Sinop ilinde, Ayancık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Trabzon şehrinde, Dağbaşı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Kestanepınar : Samsun şehrinde, Çayırkent bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Diğer dillerde Kestane anlamı nedir?
İngilizce'de Kestane ne demek? : n. chestnut, marron, spanish chestnut, sweet chestnut
Fransızca'da Kestane : marron [le], châtaigne [la]
Almanca'da Kestane : n. Kastanie
Rusça'da Kestane : n. каштан (M)
adj. каштановый

Bu kısımda Kestane nedir? Kestane ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kestane tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kestane hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.