Kolan nedir, Kolan ne demek

  • At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer.
  • Dokuma, deri, kenevir vb. maddelerden yapılmış olan yassı ve enlice bağ
  • Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak.

"Kolan" ile ilgili cümleler

  • "Adam döndü, beygirinin semerini almak için kolanını çözmeye başladı." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

Semeri, karnından dolanarak, eşeğe bağlayan kemer

Kayış, kuşak, kemer.

İnce, yassı bağ.

Kıl ya da yünden dokunmuş, üstü işlenmiş, kadınların kullandıkları bir çeşit kuşak.

Yünden ya da ipekten yapılmış üzeri işli ince kuşak.

Kuşakların üstüne gerilen üç santimetre eninde kayış : Kolansız kuşak kuşanılmaz.

Kimya'daki anlamı:

Formülü C24H42. krotenoit ve serebrositlerle ilgili sterollerin, hormonların ve safra asitlerinin ana maddesi olan hidrokarbon.

Diğer sözlük anlamları:

Yaban eşeği

Bilimsel terim anlamı:

Oturma mobilyalarında üzerine yay bağlanan ya da dolgu gereci konulan 5-8 cm. genişliğinde, hint lifinden dokuma.

Moleküllerin dönme erke düzeyleri arasındaki geçişlerin oluşturduğu görünge çizgilerinin bütünü.

İngilizce'de Kolan ne demek? Kolan ingilizcesi nedir?:

band, cholan

Osmanlıca Kolan ne demek? Kolan Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

 

kolan

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Muş kenti, Varto belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kolan hakkında bilgiler

Kolan kaplıca, ismini Karakoçan ilcesinin 27 km kadar uzağında bulunan Kolan (Golan) Koyunden alan, sıcak su kaynağı MTA tarafından da onaylanmış mineral zenginliği ile gerek bolge gerek Türkiye insanina saglik ve sifa dagitmaktadir.

Son zamanlarda Kolan (Golan) Kaplicasina yapilan konaklama ve ulasim hizmetleri ile de artik yurtdisina da hitap edecek seviyeye ulasmakla beraber kis aylarinda da hizmet verecek duruma gelmistir. Suyun sicakligi yuzeyde 43 santigrat olmakla beraber yer yer icilebilir duzeyde ilik ve temiz pinarlari bulunmaktadir.

Kolan ile ilgili Cümleler

  • Bu kolanın gazı kaçmış ve iyi tat vermiyor.
  • Bu kolanın gazı kaçmış ve lezzetli değil.
  • Kolanı içmek zorundayım.

Kolan anlamı, kısaca tanımı:

Kolan çekmek : Kayığı karadan halatla çekmek, yedekçilik etmek.

Kolan vurmak : Hayvanın eyer veya semerini kolana bağlamak. salıncakta hızlanmak için ayakta durup vücudu doğrultarak ileriye atılırcasına hareket etmek.

Kolan balığı : Mersin balığı (Acipenser sturio).

Kola : Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Kolalama. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı.

 

Kolancı : Yedekçi.

Kolancılık : Yedekçilik.

Eşek : Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.

Hayvan : At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Semer : Hamalların yük taşırken kullandığı deriden sırt yastığı, arkalık. Yukaç. At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan araç.

Eyer : Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne.

Bağlamak : Düğümlemek. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Anlaşma yapmak. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Geçişi engellemek. Gönlünü kazanmak. Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Denk yapmak, paket yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Uyulması zorunlu olmak. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak.

Yassı : Yayvan ve düz.

Kemer : Burdur iline bağlı ilçelerden biri. İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı. Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak. Kemiklerden oluşmuş tümsekli tavan. Tümsekli. Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı. Emniyet kemeri. Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılmış olan bel bağı. Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü. Antalya iline bağlı ilçelerden biri.

Kaplıca : Taneleri ufak bir cins buğday (Triticum monococcum). Ilıca.

Kolan görünge : Moleküllerin dönme erke düzeyleri arasındaki geçişlerin bir cam ya da flim üzerindeki görüngelerinin renkli kolanlar biçimindeki görüntüsü.

Kolan kilimi : Çiçeksiz, nakışsız düz kilim.

Kolan kolan : “Yelken aç” anlamında bir denizci deyimi

Kolanç : Kulaç.

Kolanga : Bayram kutlaması.

Kolanı enlü : Zengin, malı mülkü, eşyası çok olan kimse

Kolanin : Formülü C40H56O21N4, mol kütlesi 928,9 g olan kola'dan elde edilen glikozit.

Kolaniya : < İt. colonia: kolonya Kolonya

Kolanjitis : Safra kanallarının yangısı.

Kolanjiyografi : Kontrast maddenin vena içi verilmesinden sonra safra yollarının grafisinin alınması.

Diğer dillerde Kolan anlamı nedir?

İngilizce'de Kolan ne demek? : n. girth, girt

Fransızca'da Kolan : sangle [la], courroie [la]

Almanca'da Kolan : Riemen

Rusça'da Kolan : n. тесьма (F), лямка (F), подпруга (F)