Kozik nedir, Kozik ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İçine hayvan, hayvan yemi ya da gereksiz eşya konan küçük yapı.

Küçük çocukların evcilik oynarken küçük taşlardan yaptıkları ev.

Kambur.

Kozik kısaca anlamı, tanımı

Hayvan yemi : Genellikle büyükbaş hayvanları beslemek için kullanılan besin maddesi

Gereksiz : Gereği olmayan, yararsız, lüzumsuz. Boş yere.

Evcilik : Genellikle kız çocuklarının ev işlerini örnek alarak oynadıkları oyun.

Evcili : Giresun şehrinde, Şebinkarahisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Kambur : Bel veya göğüs kemiğinin eğrilmesi, raşitizm sonucu sırtta ve göğüste oluşan tümsek, kambur zambur. Yapı veya eşyada dışarıya doğru eğrilme. Vücudunda bu tümsek bulunan (kimse). Bazı hayvanların sırtındaki çıkıntı. Sıkıntı, dert. Ütü yastığı.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Konan : Konuk, misafir. Henüz doğurmamış, üç dört yaşındaki kısrak. [Bakınız: konak].

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

İçine : İçin edatı.

 

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Evcil : Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen (hayvan), ehlî, yabani karşıtı. Yerli.

Gere : Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Geniş. Ağız kavgası, çekişme.

Evci : Tatil günlerini evinde geçiren yatılı öğrenci, er vb.

Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.

Çocu : Çocuğu.

Kona : Hamur tahtası, sofra: Konayı getir de yufka açalım. İki elle kavranabilecek kadar olan ot ya da çalı çırpı bağlamı. Yemek tahtası olarak kullanılan hamur tahtası. (Saraycık Bozüyük Bilecik.).

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

 

Diğer dillerde Koyunların ülserli dermatitisi anlamı nedir?

İngilizce'de Koyunların ülserli dermatitisi ne demek ? : ulcerative dermatitis of sheep