Koşu nedir, Koşu ne demek

  • Koşma.
  • Koşarak yapılmış olan yarış.
  • At yarışı

"Koşu" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Benim oğlanın göbeği çıkıyormuş da biraz, her sabah koşu yapıyor, dedi." - N. Hikmet
  • "Koşuların sonuçlarından başka bir şey düşünmesini engelleyen bir hastalığa dönüşmüş." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

Arabanın ya da kağnının dingilinden öküzün koşulacağı yere kadar uzatılan ince uzun sırık.

Asker.

Büyük ark.

Tarih'teki anlamı:

Ok atma yarışmasına özellikle yeniçerilerin verdikleri ad.

Bilimsel terim anlamı:

Özel ya da doğal yerlerde, belli bir uzaklığa koşarak en kısa sürede ulaşmak için yapılmış olan yarış türü.

İngilizce'de Koşu ne demek? Koşu ingilizcesi nedir?:

race

Fransızca'da Koşu ne demek?:

course

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Samsun ilinde, Bafra ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Koşu hakkında bilgiler

Koşu, koşmak eylemi esas alınarak yapılmış olan bir tür spordur. Koşu, yarış amaçlı yapılabileceği gibi vücudun dinamizminin sağlanması için tek başına da yapılabilir.

Koşu, basit bir biçimde insanın her iki ayağının da belirli bir periyotla yerden kesilerek vücudunu ileri doğru hareket ettirmesidir. Ayağın birinin devamlı yerle temas halinde olduğu yürüyüşten farklı olarak koşu yapılırken yerçekimine karşı koyularak ayaklar öne doğru ittirilir. Koşunun hızı joggingden depara kadar geniş bir hız aralığında olabilir.

 

İnsanoğlunun koşu kabiliyetini günümüzden 4.5 milyon yıl önce, muhtemelen hayvanları avlayabilme amacıyla elde ettiği tahmin edilmektedir .

İnsanoğlunu başka birçok canlıdan ayıran en önemli özelliğin koşarken ter atarak serinleyebilme, bu sayede belli bir koşu hızını çok çok uzun süre, ve aynı serinleme olanağı olmayan büyükbaş av hayvanı pes deyene kadar sürdürebilme, bu işi bütün aile birlikte - ergenler, hamileler (yani protein ihtiyacı yüksek aile üyeleri), yaşlılar (hayvanlarla ilgili bilgileri gerekli olanlar), küçükler (görüp öğrensinler diye), yetişkinler (hayvana ulaşınca onu yere serebilecekler) - hepsi birlikte yapabilme olduğunu iddia edenler vardır.

Koşu ile ilgili Cümleler

  • Koşucular suyu kafalarına döktü.
  • Koşullar altında iflâs kaçınılmazdır.
  • Köpeğimin adı Belysh. Bu yaz ona pençesini çıkarmasını öğrettim. Her sabah erkenden kalkıp onu besliyorum. Sonra yürüyüşe çıkarız. O beni diğer köpeklerden korur. Ben bisiklet sürmeye gittiğimde, o yanımda koşuyor. Onun bir arkadaşı var, adı Chernyshka. O onunla oynamaktan hoşlanıyor. Belysh çok kibar ve zeki bir köpek.
  • New York'ta o kadar çok kirlenme var ki koşucular genellikle maske takarlar.
  • Koşu iyi bir spordur.
  • O, kaotik koşullarda büyüdü.
  • Koşullar hızla değişiyor.
  • Başka birine ödünç vermemen koşuluyla, bu CD'yi sana ödünç vereceğim.
  • Biz Afrikalılar mükemmel atlet ve koşucularız.
  • Koşullar bana böyle bir tatil izin vermez.
  • Koşu sağlığınız için iyi.
  • Çok az insan, imzalamadan önce bir sözleşmenin bütün şartlarını ve koşullarını okuma zahmetine katlanır.
  • O koşulları kabul eder misin?
  • Koşullar nelerdir?
 

Koşu tanımı, anlamı:

Yarış : Yarışma, rekabet. Yarışma.

Koşu koparmak : Hızla koşuvermek, çabucak atılıp gitmek.

Koşu atı : Koşu için yetiştirilmiş at.

Koşu bandı : Elektrik yardımıyla dönen bir şerit üzerinde yürüyüş veya koşu yapılabilen araç, yürüyüş bandı.

Koşu yolu : Sağlıklı yaşam için orman içlerinde veya yol kenarlarında özel olarak düzenlenmiş, şerit hâlinde toprak yol.

Bir koşu : Koşarak, koşa koşa. Çabucak.

Engelli koşu : Belirli aralıklarla konmuş, değişik yükseklikteki on çitli engelin üzerinden aşılarak sürdürülen koşu.

Gelişme koşusu : Atma veya atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla yarışçının hız kazanmak için yaptığı koşu.

Isınma koşusu : Vücut çalışmalarına başlamadan önce kasları ısıtmak, böylece kas kopmalarını önlemek için yapılmış olan hazırlayıcı hafif koşu.

Mukavemet koşusu : 3-15 kilometre arasındaki uzun mesafeli koşulardan her biri.

Sabah koşusu : Sabahleyin spor amacıyla yapılmış olan koşu.

Koşucu : Koşuya katılan yarışçı.

Koşuculuk : Koşucunun yaptığı iş.

Koşuk : Şiir. Koşma, türkü.

Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.

Koşullama : Koşullamak işi.

Koşullamak : Koşul öne sürmek.

Koşullandırma : Şartlandırma.

Koşullanma : Şartlanma.

Koşullanmak : Şartlanmak.

Koşullu : Şartlanmış olan. Şartlı.

Koşullu tepke : Şartlı refleks.

Koşulma : Koşulmak işi.

Koşulmak : Koşmak (II) işi yapılmak. Herhangi biri koşmak. Sürülmek, gönderilmek.

Koşulsuz : Şartsız.

Koşulsuz tepke : Şartsız refleks.

Koşum : Hayvanın arabaya koşulması. Araba hayvanının kayış takımı, koşum takımı.

Koşum atı : Arabaya koşulan at veya hayvan, koşum hayvanı.

Koşum hayvanı : Koşum atı.

Koşum takımı : Koşum.

Koşumcu : Araba hayvanlarının kayış bölümünü yapan kimse.

Koşumlu : Koşum geçirilmiş, koşulmuş (hayvan).

Koşun : Koşu, yarış. Asker, yan yana durmuş asker dizisi, saf. Yan yana dizilmiş insanların oluşturduğu dizi.

Koşun bağlamak : Koşun durumuna girmek, saf tutmak.

Koşun koşun : Dizi dizi, sıra sıra.

Koşuntu : Bir adamın yanında bulunanlar, yardakçılar, tayfa.

Koşuşma : Koşuşmak işi.

Koşuşmak : Birlikte ve birden koşmak. Koşuşturmak.

Koşuşturma : Koşuşturmak işi.

Koşuşturmak : Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek, koşuşmak.

Koşut : Paralel.

Koşutluk : İki çizginin koşut olması, paralellik. Olay, düşünce vb. arasında benzerlik bulunması durumu.

Ön koşul : Ön şart.

Sapma koşulu : Geminin önceden belirlenmiş limanlardan başka limanlara uğramasına verilen izin.

Yaşam koşulları : Hayat şartları.

Koşma : Koşmak işi. Bir halatı, ağacı pekiştirmek için yanına konulan halat veya ağaç. Sazla okunmak için hece ölçüsü ile yazılmış, ilk kıtasının birinci, ikinci ve dördüncü dizeleriyle öteki kıtalarının dördüncü dizeleri birbiriyle, kalan dizeler de kendi aralarında uyaklı, konuları sevgi ve doğa olayları olan bir halk şiiri.

Koşmak : Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek. Bir yere ivedilikle gitmek. Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek. Birlikte iş görmesi için bir şeyi başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek. Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak. Birini, bir işte görevlendirmek. Koşuya çıkmak. Hayvanı çekeceği arabaya, sabana vb.ne bağlamak.

Eylem : Fiil. Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası. Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon.

Esas : Ana, temel olarak alınan, başlıca, asal, esasi. Bir şeyin özünü oluşturan ana öge, temel. Bir iş veya sözde doğru biçim.

Spor : Çiçeksiz bitkilerde üreme organı. Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü. Kullanışı rahat, kolay olan. Bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan üreme hücresi.

Amaçlı : Bir amaca yönelik. Amacı olan, gayeli.

Dinamizm : Devimselcilik. Davranışları canlı ve hareketli olan canlının özelliği.

At : Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş. Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan, beygir, düldül. Astatin elementinin simgesi.

Koşu duruşu : Birbirine bir el genişliğinde koşut ayaklarla ayakta duruş.

Koşu : Adım sırasında, kısa bir süre iki ayağın birden yerden kesilmesiyle oluşan hızlı yer değiştirme.

Koşu mandası : Çift sürmekte kullanılan erkekliği giderilmiş (burulmuş) manda.

Koşu yeri : Kır koşularında, atletlerin izlemek zorunda oldukları imlerle belirlenmiş yarış yolu.

Koşu yeri yönetmeni : Kır koşularında, koşu yeri ile yazman yargıcılarının denetiminden sorumlu yönetmen.

Koşu yolu kıyısı : Koşu yolunun çimento, tahta ya da uygun herhangi bir özdekten yapılmış 5 cm. yüksekliğinde, 5 cm. genişlikteki iç kıyısı.

Koşuboğazı : Bursa şehrinde, Mustafakemalpaşa ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Koşuburnutürkmenleri : Çanakkale ilinde, Bayramiç ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Koşucu deve kuşu : Tepeli deve kuşları (Casuarii) takımının, koşucu deve kuşugiller (Dromaeidae) familyasından, 2 m kadar uzunlukta, rengi soluk esmer, Avustralya'da sürüler hâlinde yaşayan ve eti yenen bir tür.

Koşucu deve kuşugiller : Kuşlar (Aves) sınıfının, tepeli deve kuşları (Casuarii) takımından, büyük boylu, hızlı koşan, tüyleri ince ve aşağı doğru sarkan türlere sahip bir familya.

Diğer dillerde Koşu anlamı nedir?

İngilizce'de Koşu ne demek? : [KOSU] n. race, run, running, footrace

Fransızca'da Koşu : course [la]

Almanca'da Koşu : n. Jogging, Wettfahrt, Wettrennen

Rusça'da Koşu : n. бег (M), заезд (M), забег (M), гонка: гонки (PL)

adj. беговой