Kubur nedir, Kubur ne demek

  • Tuvalet deliğinden lağıma inen boru.
  • Bir tür tabanca, dolma tabanca
  • Boru biçiminde kap.

"Kubur" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ok kuburu."

Yerel Türkçe anlamı:

Kuru çam yaprakları.

Tek telli bağlama.

Dolma tabanca, çakmalık tabanca.

Belde taşınan bir çeşit para cüzdanı.

Karıncaların yediği küçük beyaz bir böcek.

Sahtiyandan yapılmış enli bir çeşit kuşak, silâhlık.

Kürek kemiklerinin çıkıntılı yerleri: Kuburumda bir ağrı var.

Tabanca kılıfı.

Yalan.

Gömlek kollarındaki düğmelenecek yer.

Samanı kolayca almak için samanlıktan ahıra kadar uzanan tahta oluk.

Diğer sözlük anlamları:

Ok çantası, sadak

Fransızca'da Kubur ne demek?:

calice

Kubur anlamı, kısaca tanımı:

Kubur sıkmak : Silah atmak, tabanca sıkmak.

Kuburluk : Kuburun konduğu yer. Tabanca kılıfı.

Tuvalet : Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne. Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi. Sidik veya dışkı. İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane. Gece kıyafeti.

Deli : Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın. Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun. Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.).

Lağım : Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal, geriz. Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman siperlerine doğru yer altından açılan dar yol.

 

Boru : Borazan. Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir.

Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Herhangi bir şeyin benzeri. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Biçme işi. Tarz.

Tabanca : Kısa, hafif, cepte veya belde taşınan ateşli silah. Boyacılıkta kullanılan, basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç.

Dolma : Üç sigara kâğıdına bolca sarılmış esrar. Dolmak işi. Tavuk, kuzu gibi hayvanların veya biber, domates vb. sebzelerin içine pirinç ve başka şeyler doldurularak pişirilen yemek. Yalan, hile, dalavere. Doldurularak yapılan.

Kap : Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi. İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Kapak, cilt. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kap kacak.

Bir : Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Sadece. Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Ancak, yalnız. Eş, aynı, bir boyda. Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).

 

Tür : Dolaşma. Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılmış olan seyahat. Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılmış olan iş.

Kubur atmak : Yalan söylemek

Kubur yolu : Dehliz, üstü kapalı siper

Kuburluh : Tabanca kılıfı

Diğer dillerde Kubur anlamı nedir?

İngilizce'de Kubur ne demek? : n. quiver

Almanca'da Kubur : n. Abflussrohr

Rusça'da Kubur : n. кобура (F)