Kumru nedir, Kumru ne demek

Kumru; bir hayvan bilimi terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Teneke kutudan yapılmış kandil.

Kumru isminin anlamı, Kumru ne demek:

Kız ismi olarak; Güvercinden küçük, boz, gri renkli, sevimli bir kuş.

Kumru hakkında bilgiler

Kumru, güvercingiller (Columbidae) familyasından park, bahçe ve ufak koruluklarda çiftler halinde yaşayan güvercine benzer bazı kuş türlerinin ortak adı.

Kumru teriminin teknik bir önemi yoktur. Güvercin adı genellikle daha iri, tombul, kuyrukları küt ya da yuvarlak cinslere, kumru adı ise daha küçük ve zarif, sivri kuyruklu türlere verilir. Genellikle kahverengi tüylüdür. Şeklen güvercine benzemekle beraber, ondan daha küçük ve zarif yapılıdırlar.

Eşlerine bağlı kuşlardır. Eşlerden biri ölecek olursa, kalan eş ömür boyu başkasıyla eşleşmez. Dal parçalarından basit bir yuva yaparlar. Senede iki yumurta yumurtlarlar. Yavrular, yumurtadan çıktıktan 18 gün sonra uçarlar.

 

Ayrıca çıkardıkları seslerden dolayı halk arasında gugukçuk ve bazı yörelerde yusufçuk olarak da isimlendirilirler.

Kumru kısaca anlamı, tanımı:

Güvercin : Güvercingillerden, hızlı ve uzun zaman uçabilen, kısa vücutlu, sık tüylü, evcilleşmiş birçok türü bulunan, yemle beslenen bir tür kuş (Columba).

Küçük : Niteliği aşağı olan, bayağı. Değersiz, önemsiz. Geri aşamada. Küçük abdest. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Yaşı daha az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niceliği az olan. Kısık, parlak olmayan (ses).

Kumru gibi : Kendi dünyasına çekilmiş.

Kumrugöğsü : Açık gri renk. Bu renkte olan.

Küçük kumru : Kumru cinsi bir tür kuş.

Çifte kumrular : Birbirini çok seven iki sevgili.

Arpacı kumrusu : Bir tür yerli tahtalı güvercin. Önceden ne yapacağı belli olmayıp ortaya çıkan duruma göre hareket eden kimse.

Arpacı kumrusu gibi düşünmek : İçinde bulunduğu sorunu nasıl çözeceğini uzun uzun düşünmek.

Güvercinler : Güvercin, kumru vb. kuşları içine alan takım.

Takım : Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Takım elbise. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Sigara ağızlığı. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü.

 

Renkli : Neşeli, canlı, ilgi çekici. Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse). Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Sandviç : İki ince ekmek dilimi arasına tereyağı, peynir, sucuk vb. konularak hazırlanan yiyecek.

Domates : Bu bitkinin yenilen kırmızı veya yeşil ürünü. Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri salkım durumunda, vitamince zengin bir bitki (Lycopersion esculentum).

Peynir : Maya ile katılaştırılarak sütten yapılmış olan ve birçok türü olan besin.

Familya : Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Aile.

Ordu : Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü. Çok sayıda insan, kalabalık. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Kapatılmış olan, kapalı. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Sınırlanmış, sınırlı. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Kumru tüyü : Kurşunî renk.

Kumrucak : Diyarbakır şehrinde, Pirinçlik bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kumrucu : Kumru yapan veya satan kimse.

Kumruculuk : Kumrucunun yaptığı iş.

Kumrugiller : (zooloji) (Peristeridae), (Yun. peristera = kumru) Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının yağmurkuşları (Charadriiformes) takımının güvercinler (Columbae) alt-takımına giren bir familyası. Burun deliklerini örten zar yarıksızdır. Çok türü vardır. Üveyk (Turtur turtur), gülen-kumru (Streptopelia decaocta), küçük kumru (S. senegalensis), yemiş güvercini (Carpophaga aenea) iyi bilinirler.

Kumruhamurkesen : Gaziantep şehrinde, Şahinbey ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Kumrular : Kırklareli şehri, Babaeski ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kumrulu : Diyarbakır ilinde, Salat bucağına bağlı bir bölge. Ordu ili, Ulubey ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Diğer dillerde Kumru anlamı nedir?

İngilizce'de Kumru ne demek? : [Kumru] adv. mourning dove

n. dove, turtledove

Fransızca'da Kumru : tourterelle [la]

Almanca'da Kumru : n. Turteltaube

Rusça'da Kumru : n. горлица (F)