Kumsal nedir, Kumsal ne demek
- Kumu olan yer.
- Denize, göle vb. yerlere girilebilen genellikle kumluk alan, deniz hamamı, kumbaşı, plaj

- Kumlu.
"Kumsal" ile ilgili cümle
- "Deminden beri sözü edilen bu kumsal neydi?" - A. Erhat
- "Kumsal toprak."
- "Yolun neresi kayalık, neresi kumsal hep ezbere bilirdi." - Halikarnas Balıkçısı
Coğrafya'daki terim anlamı:
Az çok kalın bir kum katmanıyla örtülü ya da kum ve yassı çakılların birbirine karıştığı yalı şeridi.
Orta Öğretim alanındaki anlamı:
[Bakınız: kumluk]
İngilizce'de Kumsal ne demek? Kumsal ingilizcesi nedir?:
beach
Fransızca'da Kumsal ne demek?:
banc de sable
Kumsal hakkında bilgiler
Plaj; kıyı şeridinde denize girmek için düzenlenmiş, genellikle kumluk veya çakıl taşlı alan. Kumluk olanlarına kumsal denir. Azerbaycan Türkçesinde plaj anlamına gelen "çimerlik" sözcüğü de, yaygın olmamakla birlikte Türkçede de kullanılır.
Plajlar genel olarak, tuzlu su kıyı şeridi boyunca uzanan yatay ve doğal oluşumlardır. Dalga ve rüzgarın etkisiyle kenara vuran kayaları ve denizden gelen diğer jeolojik kalıntıları barındırır.
Plaj, Türkçeye aynı anlamdaki Fransızca "plage" sözcüğünden geçmiştir. Kökeni Latince "plaga" (geniş açı, geniş bölge) sözcüğüdür. Kumsal sözcüğü ile Türkçe "kum" ve "sal" (dağ eteğindeki geniş düzlük) sözcüklerinden oluşturulmuştur. Çimerlik ise Türkçe "çimmek" (yıkanmak) kökünden gelir.
Brezilya'daki Praia do Cassino (Gazino Plajı), yaklaşık 253 km uzunluğundadır ve dünyanın en uzun kumsalıdır.
Kumsal ile ilgili Cümleler
- Her zaman kumsala giderim.
- O, kumsalın yanında yaşıyor ama yüzemez.
- Akşam yemeğinden sonra kumsalda yürüyelim.
- Kumsalda öylece uzanıp yüzenleri seyrettim.
- O, kumsalın yanında yaşar ama yüzmeyi bilmez.
- Kumsalda öylece uzanıp insanların yüzmesini izledim.
- O, kumsaldaki en güzel kızdı.
- Kumsala hiç gitmedim.
- Sadece kumsalda oturup bir hafta boyunca gevşemek istiyorum.
- Kumsalda cankurtaran yok.
- Bütün yaz kumsalda mıydın?
- Kumsalda ateş yaktık.
Kumsal kısaca anlamı, tanımı:
Deniz : Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Çokluk, yoğunluk. Aydaki düzlükler. Geniş alan. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
Genel : Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen.
Kumluk : Kumu çok olan. Kumsal.
Plaj : Kumsal.
Kumsallık : Kumsal olma durumu.
Göle : Ardahan iline bağlı ilçelerden biri.
Hamam : Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer. Yıkanılacak yer, yunak, ısıdam.
Kumbaşı : Kumsal.
Kumlu : Çok ufak ve sık benekli. Hatay iline bağlı ilçelerden biri. İçinde kum bulunan, kumsal.
Kıyı : Issız, tenha yer. Kenar, periferi. Kara ile suyun birleştiği yer. Sahil.
Girmek : Kavgaya tutuşmak. Yazılmak, başlamak. Erişmek, ulaşmak. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Girişmek, başlamak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Almak, fethetmek. Yemek yemek. Dışarıdan içeriye geçmek. Sığmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Yüklenmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. İyice anlamak, iyice bilmek. Bulaşmak. İncelemek, ayrıntılara inmek. Tecavüz etmek, geçmek. Katılmak. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak.
Düzen : Yerleştirme, tertip. Alet edevat takımı. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
Yer : Gezinilen, ayakla basılan taban. İz. Ülke. Önem. Görev, makam. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Durum, konum. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Durum, konum, vaziyet. Yerküre. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân.
Diğer dillerde Kumsal anlamı nedir?
İngilizce'de Kumsal ne demek? : n. beach, sandy seashore, plage, sandbank
Fransızca'da Kumsal : banc de sables, grève [la], plage [le]
Almanca'da Kumsal : n. Sandstrand

Bu kısımda Kumsal nedir? Kumsal ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kumsal tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kumsal hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.