Kurabi nedir, Kurabi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Diken ve çalı kesmeye yarayan, ucu kıvrık, küçük balta.

Kurabi ile ilgili Cümleler

  • Ali silahını buzdolabının üstündeki kurabiye kavanozuna sakladı.
  • Annem benim için kurabiye pişirdi.
  • Kurabiye kavanozu boştu.
  • Kurabiyeler lezzetliydi.
  • Sadece üç düzine kurabiye yaptım.
  • Kurabiyeler nerede?
  • Biraz kurabiyem var.
  • Kurabiye sevmiyorum.
  • Ben eve varmadan önce çocuklarım bütün kurabiyeleri yemişti.
  • Hepimiz hayal kurabiliriz.
  • Kurabiyeleri severim.
  • Kurabiyeleri yaktım.
  • Ali gecenin ortasında uyandı ve bütün bir torba kurabiyeyi yedi.

Kurabi ile ilgili Atasözü veya Deyim

kurabiye gibi : çok gevrek, ağızda dağılıveren (yiyecek).

Kurabi anlamı, kısaca tanımı

Kura : İki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kâğıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirleme, ad çekme. Kime veya neye isabet edeceği önceden belli olmayan bir çekimle sonucu belirleme

Kurabilme : Kurabilmek işi.

Kurabilmek : Kurma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kurabiyecilik : Kurabiyecinin yaptığı iş.

Acı badem kurabiyesi : Toz şeker, pirinç unu, öğütülmüş acı badem, yumurta beyazı ile yapılmış olan ve üzerine acı badem konularak fırında pişirilen bir tür kurabiye.

 

Kurabiye : Un, yağ, badem, fıstık vb. ile yapılan, şekerli küçük çörek.

Kurabiyeci : Kurabiye yapan veya satan kimse.

Kıvrık : Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş.

Balta : Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Kesme : Kesmek işi. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Kesme işareti. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kesin, değişmez, maktu. Lokum. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan.

Diken : Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu vb. bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri. Bu çıkıntıları çok olan bitki.

Çalı : Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki. Olmamış meyve. Bir an, bir ara. Delikli taş. Bahçe. Keçileri kovalama ünlemi. Toprak üstü gövdelerinde sekonder kalınlaşmanın ve odunlaşmanın olduğu, boyları 1-3 m kadar olan, çok yıllık bitkiler. Kimileri bir ağaççık kadar iri olurlarsa da, genellikle bodur, gövdesiz, ancak odunsu, kimi kez dikenli, iklim ve toprak koşullarına göre bir çok türleri olan bitki takımı, bk. çalılık. Saban demirini ökçeye tutturan ağaç. (Taşpınar Aksaray Niğde). Bursa ili, Çalı nahiyesine bağlı bir bölge.

 

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Ucu : Yankesici, usta hırsız.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Kur tak anlamı nedir?

İngilizce'de Kur tak ne demek ? : assembling, mounting