Lığlatmak nedir, Lığlatmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Lağım ayaklarını bahçeye akıtarak pisliği toprak üzerine yaymak.

Lığlatmak anlamı, tanımı

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Yaymak : Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde sermek. Dağınık ve düzensiz bir biçimde saçmak, dağıtmak. Çevreye dağılmasına sebep olmak. Birçok kimseye duyurmak. Koyun, inek vb.ni otlatmak. Işık kaynağı, ışığı kendinden dışarıya doğru çeşitli yönlere göndermek. Sınırı genişletmek.

Yayma : Yaymak işi. Yaymacının sattığı şeylerden oluşan sergi.

Bahçe : Sebze, meyve, çiçek veya ağaç yetiştirilen yer. Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Topra : Torba.

Lağım : Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal, geriz. Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman siperlerine doğru yer altından açılan dar yol.

 

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Ayak : Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

Akıt : Sidik. Çoğu kaynatmak suretiyle akideleşmiş şeker, pekmez, koyu pekmez. Salça. [Bakınız: akıda]. Taş kemer, kubbemsi taş tavan: Tavanları akıt evler soğuk olur.

Diğer dillerde Lığlaşma anlamı nedir?

İngilizce'de Lığlaşma ne demek ? : deposition, alluviation