Lakaş nedir, Lakaş ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kepek, tuz ve su karıştırarak yapılan hayvan yemi, yal.

Yağsız, satılması doğru olmayan kötü et.

Lakaş anlamı, tanımı

Laka : Yol üzerinde oluşan çukur. Lak

Hayvan yemi : Genellikle büyükbaş hayvanları beslemek için kullanılan besin maddesi.

Karıştır : Karıştırmak.

Satılma : Satılmak işi.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Yağsız : Yağı olmayan. İnce, zayıf. İçine yağ konulmamış, yağ ile yapılmamış. Yağı az.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Satıl : Kulplu su kabı, bakraç, kova. Kova.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

 

Yağsı : Yağı andıran, yağa benzeyen, yağ gibi, yağımsı.

Kepek : Un elendikten sonra, elek üstünde kalan kabuk kırıntıları. Bazı deri hastalıklarında deriden dökülen parçacıklar. Başın derisinde oluşan küçük, beyaz pulcuklar.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Kepe : Ceket. Keçi derisinden yapılmış kolsuz yağmurluk. Gömlek. Eski keçe parçası, paçavra. Cübbe. Zayıf. Kötü, fena.

Satı : Satma işi, satış. Adanmış.

Karı : Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın, eş, refika, zevce. Kadın. Yaşlı, ihtiyar.

Kötü : İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı. Korku, endişe veren. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Zararlı, tehlikeli. Kaba ve kırıcı. Aşırı, çok.

Olma : Olmak işi.

Tuz : Kokusuz, suda eriyen, yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu madde. Bir asitteki hidrojenin yerini bir bazın almasıyla oluşan birleşim, sodyum klorür (NaCl).

Diğer dillerde Laikipia hastalığı anlamı nedir?

İngilizce'de Laikipia hastalığı ne demek ? : laikipia disease