Longers türkçesi Longers nedir

Longers ingilizcede ne demek, Longers nerede nasıl kullanılır?

Do you have a longer one : Daha uzunu var mı.

No longer a virgin : Cinsel ilişkiye girdi. Artık bakire değil.

No longer than : Belli bir uzunluğu geçmeyen. -den daha fazla değil. -i geçen zaman dilimi içinde değil.

Any longer : Anymore. For more time (e.g., ı can't wait any longer, ı must go to work). Daha. Daha fazla. Any more time. Artık.

Do you have anything longer : Daha uzun bir şeyleriniz var mı.

Newer or longer : Daha yeni veya daha uzun.

Longes : At eğitme kementi. Uzun yular. Kement.

Longest : Büyük. En uzun. Uzun vadeli. Uzun.

Longeron : Lonjeron. Gövde kirişi.

Get longer : Uzamak. Uzamak (boy vb).

İngilizce Longers Türkçe anlamı, Longers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Longers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

From now on : Şimdiden sonra. Bundan sonrası için. Bu tarihten itibaren. Şu andan itibaren. Bundan sonra. Bundan böyle. Bu günden itibaren.

Left over : Artan şey olman. Artık yemek. Arda kalan.

Stay : Germek. Beklemek. Sabitlemek. Geçiştirmek. Önlemek. Bırakmamak. Erteleme. Kalma. ...olarak kalmak. Dayanmak.

Left : Sola ait. Sol tarafa. Sol el. Sol kanat. Soldaki. Sol taraf. Bırakılan. Sol. Sola.

 

Leaving : Bırakma. Terketme. Ayrılma. Terk. Çıkılıyor. Bağlama halatını çözme.

Longer : Uzun. Uzun vadeli. Büyük.

Anymore : Bundan sonra. Daha fazla.

Taller : Uzun. Yüksek. Uzun boylu. Abartılı. Boylu boslu.

Above : Yukarıdaki. Yukarı. Bir şeyin üstünde. Çok. Üst. Yukarıda. Fazla.

Effluent : Atık su. Sıvı halinde atık. Akıtılan. Dışarı akan. Dışarı akan madde. Pissu. Atık. Akıntı. Fabrika artığı sıvı.

Longers synonyms : any longer, at that, any more, persist, remain, ever after, dross, dregs, fag end, lengthier, dreg, left overs.

Longers zıt anlamlı kelimeler, Longers kelime anlamı

Arrive : Yetişmek. Dayanmak. Ayak basmak. Bir ereğe ulaşmak. Başarmak. Üstesinden gelmek. Başarı kazanmak. Ulaşmak. Gelip dayanmak. Dönmek.

Stand still : Kımıldamadan durmak. Hareket etmemek. Hareketsiz durmak. Kıpırdamamak. Kımıldamamak. Hareketsiz kalmak.

Rush : Üstüne atılmak. Koşuşturmak. Hızlı akmak. Hücum etmek. Acele etmek. Sıkboğaz etmek. Kazıklamak (ingiliz ingilizcesi). Saldırmak. Kur yapmak (amerikan ingilizcesi). Acele ile göndermek.