Markaja almak nedir, Markaja almak ne demek
Markaja almak; spor alanında kullanılan bir terimdir.
- tutmak, perdelemek

- Mecaz anlamı birinin hareketlerini engelleyici bir biçimde yakından izlemek, ne yaptığını gözlemek.
Markaja almak anlamı, kısaca tanımı
Alma : Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer
Almak : Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
Mark : Alman para birimi. Markka.
Marka : Resim ya da harfle yapılmış olan işaret. Bilet, para yerine kullanılan metal veya başka şeyden parça. Tanınmış ürün, saygın kişi vb. Bir ticari malı, herhangi bir nesneyi tanıtmaya, benzerinden ayırmaya yarayan özel ad veya işaret.
Markaj : Tutma.
Engelleyici : Engelleme özelliği olan (kimse veya şey). Depolanan benzinlerde gazlaşmayı, yağlama yağlarındaki renk değişimini, türbin yakıtlarında korozyonun istenmeyen etkilerini önleme veya geciktirme ve benzerleri amaçlar için kullanılan, petrol ürünlerinde doğal olarak bulunan veya çok küçük oranlarda sonradan katılan bir madde, önleyici, inhibitör. Bir faaliyeti ya da olayı kontrol eden ya da engelleyen herhangi bir madde. İnhibitör. Tezgenin çalışmasını önleyerek, tepkime hızını azaltan katışkı. Bir faliyeti veya olayı kontrol eden veya önleyen madde, inhibitör. [Bakınız: eğretileme].
Perdelemek : Bir şeyin önüne perde çekmek, perde ile örtmek. Bir durumun, bir olayın anlaşılmasına engel olmak, gizlemek. Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engellemek.
Perdeleme : Perdelemek işi.
Yakından : Yakın bir yerden, yakın olarak. Çok dikkatli, titiz bir biçimde.
Gözlemek : Bir şeyin olmasını veya bir kimsenin gelmesini beklemek, intizar etmek. Korumak, kollamak. İncelemek, araştırmak. Dikkatle bakmak, gözlemlemek, tarassut etmek. Gizlice bakmak, gözetlemek.
Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.
Yakında : Yakın bir yerde. Son günlerde. Çok geçmeden.
İzlemek : Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek. Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek. Belirli bir yönde gitmek. Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak, seyretmek. Gözlemek, incelemek. Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak. Bir olayın gelişimini gözden geçirmek. Bir şeye uymak, bağlı olmak. Herhangi bir olayla ilgilenmek.
Gözleme : Gözlemek işi, tarassut. İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Özel araçlarla inceleme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması.
Tutmak : Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.
İzleme : İzlemek işi, takip.
Gözlem : Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem. Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.
Hareke : Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.
İzlem : İzleme işi, izleme, takip. Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol, strateji.
Yakın : Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
Diğer dillerde Markadan yararlanmama anlamı nedir?
İngilizce'de Markadan yararlanmama ne demek ? : non-use of the mark

Bu kısımda Markaja almak nedir? Markaja almak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Markaja almak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Markaja almak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.