Mengil nedir, Mengil ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Kulağın küpe takılan yumuşak yeri.
İnek gerdanı.
Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların boğazlarının altından ampul gibi sarkan bezler.
Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların kulaklarına işaret için yapılan delik ve kesikler.
Küpe.
Bilezik.
Büyükbaş hayvanları bağlamak için ağaçtan yapılmış u biçimindeki halka.
Kavun, karpuz köklerine dadanan bir çeşit tırtıl.
Hayvanları ahıra bağlamak için kullanılan U biçiminde eğri ağaç.
İm için yapılan kesik, çeltik.
Mengil tanımı, anlamı
Mengi : [Bakınız: Mengü]
Mengilez : Keten işlenirken lifleri kılçık ve kıtıktan ayırmak için kullanılan dört ayaklı araç.
Mengili : Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların kulaklarına işaret için yapılan delik ve kesikler.
Mengilik : Bir çeşit ağılı ot.
Mengillemek : Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların kulaklarını kesmek.
Mengilli : Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların boğazlarının altından ampul gibi sarkan bezler. Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların kulaklarına işaret için yapılan delik ve kesikler. [Bakınız: mengil].
Eğri ağaç : Tek hayvanla çekilen arabalarda iki ucu oklara geçirilen eğri ağaç kısım. Saç üzerinde pişirilen yufka ekmekleri çevirmeye yarayan uzun ve yassı tahta araç.
Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.
Büyükbaş : Sığır, manda vb. kasaplık hayvanlara verilen genel ad.
Bağlamak : Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
Bilezik : Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. Kelepçe.
Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.
Boğazla : Huni. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kırlangıç Saimbeyi Adana).
Altında : Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.
Bağlama : Bağlamak işi. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb. Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz. Ulama.
Karpuz : Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki (Citrullus vulgaris). Lamba karpuzu. Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi. Kadın memesi.
İşaret : Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. El, yüz hareketleriyle gösterme. Belirti, gösterge, alamet.
Tırtıl : Yumurtadan çıkan kelebek kurtçuklarının ilk durumu. Maraş işi veya diğer elbise nakışlarında kullanılan altın, gümüş gereç. Palet. Pulların veya metal paraların kenarındaki kertikleri oluşturan çıkıntılardan her biri. Bir şeyin kenarına çizilen zincir gibi çiçeklerden yapılmış olan süs. Çevresinde kertikler bulunan ve işlenecek parça üzerine bastırılarak bu kertiklerin izini parçaya basmaya yarayan çelik disk.
Çeltik : Kabuğu ayıklanmamış pirinç. Konya iline bağlı ilçelerden biri.
Gerdan : Vücudun omuzlarla baş arasında kalan ön bölümü. Şişmanlarda çenenin altındaki tombulluk. Kesim hayvanlarında boyun.
Diğer dillerde Menfez hastalığı anlamı nedir?
İngilizce'de Menfez hastalığı ne demek ? : vent disease

Bu kısımda Mengil nedir? Mengil ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Mengil tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Mengil hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.