Mind your own business türkçesi Mind your own business nedir

  • Burnunu sokma.
  • İşime burnunu sokma!.
  • Sen kendi işine bak!.
  • Sen kendi işine bak.
  • Kendi işine bak.
  • Bak işine.
  • Seni alakadar etmez.
  • Karışma.
  • Sana ne.
  • Benim işime karışma!.

Mind your own business ile ilgili cümleler

English: Just mind your own business, please.
Turkish: Sen kendi işine bak lütfen.

English: Why don't you mind your own business?
Turkish: Neden kendi işine bakmıyorsun?

English: Would you mind your own business?
Turkish: Kendi işine bakar mısın?

English: I'd advise you to mind your own business.
Turkish: Kendi işine bakmanı tavsiye ederim.

English: Kindly mind your own business.
Turkish: Lütfen kendi işine bak.

Mind your own business ingilizcede ne demek, Mind your own business nerede nasıl kullanılır?

Mind : Anımsama. Zeka. Eğilim. An. Zeki insan. Bilincin, algılama ve düşünme görevini yerine getiren bölümü zihinsel yetilerin tümü. bellek. Karşı çıkmak. Anlak. Dikkat etmek.

Your : Senin. Sizin.

Own : Malı olmak. -in sahibi olmak. İtiraf etmek. Kendisinin. Öz. Kendi. Sahip olmak. Tanımak. Kabullenmek. Doğrulamak.

Business : Tecimevi. İş kuruluşu. İş. İşyeri. Ticarethane. Tecim işlerinin uygulanabilmesi amacıyla kurulan çalışma yeri. Şey. Mesele. Görev.

Mind your step : Adımına dikkat et. Önüne bak.

İngilizce Mind your own business Türkçe anlamı, Mind your own business eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Mind your own business ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Interposal : Kendini veya bir şeyi araya koyma eylemi. Müdahale. Araya girme.

Amalgamation : Şirket birleşmesi amacı ile uygulanan tasfiye işlemleri. Karışım. Katılma. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Cıva ile bir başka madeni karıştırma. Füzyon. Bütünleştirme. İki firma ya da şirketin, hukuki varlıklarını sona erdirerek, yeni yasal unvan altında bir araya gelmeleri sonucu, her türlü varlık ve yükümlülüklerin yeni oluşturulan firmaya devredilmesi ya da bu iki firmadan birinin diğerine katılması. Karıştırma. Yeni ve daha etkin bir yerel yönetim birimi oluşturmak için, bir kentin bir başka kenti ya da kasabayı içine alması ya da iki ve daha çok sayıdaki kentin bir araya gelmesi.

Implication : Dolaştırma. Bulaştırma. Çıkarım. Dolaylı anlatma. Gerektirme. Bir olgu, kavram ya da anlatımın açık-örtük, doğrudan-dolaylı bileşenlerinin tümü. İma. Saklı olan anlam. İçine sokma. (bir kimseyi olumsuz bir şeye) karıştırma veya bulaştırma.

Interferences : Engelleme. Parazit. Girişim. Tezat. Müdahale etme. Kurcalama. Engel.

Amalgamate : Karışım. Katılmak. Cıva ile karıştırmak. Katmak. Firma. Bileştirmek. Karıştırmak. Karışmak. Kaynaşmak.

Crosstalk : Diyafoni. Çapraz-karışma. (telekomünikasyon) değişik kanallarda olan iki frekansın karışımının neden olduğu karışma (telefonda veya radyoda olduğu gibi). Yan ses. Sohbet. Çapraz karışma. Ses karışımı. Konuşma karışması.

 

Interposition : Aracılık. Araya koyma. Üst üste binme. Müdahale. Araya girme. Tavassut.

Embroilments : Karışıklık. Anlaşmazlık. Bozuşma.

Engaged in : Meşgul olma. ..e ile iştigal etmek. Müdahil olma. Katılma. Tarafı olma. Girme.

Amalgamations : Birleştirme. Alaşım. Bütünleştirme. Cıva ile bir başka madeni karıştırma. Şirket birleşmesi amacı ile uygulanan tasfiye işlemleri. Şirketlerin birleşmesi. Karıştırma. Birleşme. Füzyon.

Mind your own business synonyms : concernment, interfering, amalgamates, interference, embroilment, commingling, intervenience.