Monofiyodont nedir, Monofiyodont ne demek

Monofiyodont; Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir terimdir.

Biyoloji'deki anlamı:

Süt dişlerinin körelmesi ya da tümden bulunmaması ile sadece bir seri dişe sahip olma durumu.

Zooloji'deki anlamı:

Süt dişlerinin körelmesiyle hayatı boyunca sadece bir seri dişe sahip olma. karşıt polifiyodont, difiyodont.

Monofiyodont anlamı, kısaca tanımı

Mono : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, bağırganlar (Clamatores) üst sınıfının, monogiller (Pipridae) familyasından, 12 cm boyunda, Güney Amerika'da yaşayan bir tür. (Manacus manacus), Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının bağırganlar (Clamatores) üst-familyasının monogiller (Pipridae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 12 cm. Güney Amerikada yaşar

Polifiyodont : Köpek balıklarında ve birçok kemikli balıklarda olduğu gibi, hayatı boyunca birbirinin arkasından çıkan birçok seri dişe sahip olma. Köpek balıklarında ve birçok kemikli balıklarda olduğu gibi hayatı boyunca birbirinin arkasından çıkan birçok seri dişe sahip olma. karşıt monofiyodont, bk. difiyodont.

Süt dişleri : Memeli hayvanlarda yavruyken bulunan ve türlere göre belli yaşlarda düşerek yerine kalıcı dişlerle değişen geçici dişler, dentes desidui.

Difiyodont : İki takım dişi olma durumu. Birçok hayvanlarda ve insanda olduğu gibi, hayatı boyunca birbirinin arkasından gelen sadece iki seri dişe sahip olma. karşıt monofiyodont. bk. polifiyodont.

 

Körelme : Körelmek işi. Bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur.

Bulunma : Bulunmak işi.

Boyunca : Boyu veya uzunluğu kadar. Süresince.

Tümden : Tümüyle, bütünüyle.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Hayatı : İpek iplik.

Sadece : Yalnızca.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Sahip : Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse.

Hayat : Canlı, sağ olma durumu. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Yaşam. Avlu. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Geçim şartlarının bütünü. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Meslek. Sundurma. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Balkon. Yazgı. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü.

 

Dişe : [Bakınız: dişeği]. Taşları yontmak için kullanılan dişli bir çeşit çekiç. Yeni dişlenmiş, dişleri yeni açılmış değirmen taşı.

Köre : Karınca yuvası. Demirci körüğünün, kömürlerin yandığı bölüme açılan deliği. Tahıllarda görülen sürme hastalığı. Karınca kümesi. Kuru egzama, temriye. Yuva: Karınca köresi. Üzüm türü.

Poli : Çok, fazla. Bütün alt birimleri sitozin olan homopolimer. Bütün alt birimleri timin olan homopolimer. Bütün alt birimleri urasil olan homopolimer.

Diğer dillerde Monofiyodont anlamı nedir?

İngilizce'de Monofiyodont ne demek ? : monophyodont