Old timer türkçesi Old timer nedir

Old timer ile ilgili cümleler

English: He's an old timer.
Turkish: O kıdemli bir elemandır.

Old timer ingilizcede ne demek, Old timer nerede nasıl kullanılır?

Old : Önceki. Yaşlı. Deneyimli. Büyük. İhtiyarlamak. Eskimiş. ...yaşında. Eski zamanlar. Kart. Köhne.

Timer : Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ateşleme distribütörü. Deklanşör. Kerteleme işini gerçekleştiren kimse. Kertelemeye başlangıç olarak, belli bir negatifin komşu resimlerini değişik basım ışığında basarak kerteleme örneği sağlayan aygıt. Zaman ölçer. Saat hakemi. Saat. Zamanlayıcı. Zaman ayarlayıcı.

Old age : Yaşlılık dönemi. Yaşlılık. Sosyal güvenceler anlamında güvencelinin belirli bir yaşa gelmesi ya da geçmiş sayılması ve belirli bir süre güvenceliliğinin süregelmiş olması, belirli bir süre kesenek ödemiş olması durumu. Kocalık. İhtiyarlık.

Old age annuity : Emekli maaşı.

Old age insuarence : Çalışanlara emekli olduktan sonra aylık veya toptan ödeme sağlayan sigorta türü. Yaşlılık sigortası.

Old age insurance : İhtiyarlık sigortası. Yaşlılık güvencesi. Çalışma güçlerini yitiren yaşlı kişilere geçimleri sağlanılmak üzere kurumlarca yapılan yaşlılık güvencesi. Yaşlılık sigortası.

 

Old age pension : Emeklilik maaşı. Emekli aylığı. Yaşlılık sigortası. Yaşlılık aylığı. İhtiyarlık sigortası. Sosyal sigorta aylığı. Emekli maaşı. Yaşlılık maaşı.

İngilizce Old timer Türkçe anlamı, Old timer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Old timer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elder : Yaşlı kimse. Ata. Mürver. Mürver ağacı. Yaşça büyük kimse. İtibarlı kişi. (yaşça) büyük.

Auld : Kadim. Yaşlı (isk.). Eski (isk.).

Gaffer : İhtiyar. Pinpon. Dede. Müdür. Şef. Moruk. Patron. Ustabaşı. Yaşlı insan. Saka.

Prior : Önce. Sabık. Öncelikli. Daha önemli. Evvel. Dini kuruluş yetkilisi. Önceki. Önceden.

Ancient : Ata. Müzelik. Çok eski. Tarihi. Çok eski bir zamandan kalma. Kadim. Romalılar ve yunanlılar zamanına ait. Eskiden kalma. Eski zamandan kalma.

Fixed asset : Sabit değer. Bir işletme tarafından uzun zaman süresince elde bulundurulan varlık (toprak, bina, patent, vb.). Duran varlık. Sabit varlık. Sabit sermaye. Üretim faaliyetinde kendisinden uzun bir süre yararlanılan varlıklar. Sabit kıymet.

Geriatric : İhtiyarlığa ait. Jeriyatrik. İhtiyarların sıhhi durumu ile ilgili. İhtiyar. Yaşlıların sağlığı ile ilgili. Geriatrik.

Nestors : Akıllı ve yaşlı öğüt verici kimse. Truva savaşında yunan başkanlarından her biri.

Oldsters : İhtiyar. Kelli felli.

Cut and dried : Sıradan. İç karartıcı. Önceden planlanmış. Yavan. Sıkıcı. Bayat. Hazır.

Old timer synonyms : premiers, advanced in years, antecedental, cornier, crusted, old woman, anile, heavy father, corny, senior, elderly, oldies, bygone, gerry, longtime, office equipment, old, premier, corniest, nestor, old man, archaistic, in years, fixtures, uncles, antiquated, archaic, ranking, fixture, dead stock, gaffers, anterior, seniors.